Zengezur koridorunun açılmasının hukuki boyutu ve Türk dünyası güvenliğine etkisiZeynəb Dəniz Altınsoy -Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Dr.Öğr.Üyesi
E-mail: denizaltinsoy@bilecik.edu.tr

ZENGEZUR BÖLGESİ

Karabağ, Bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçası ve Azerbaycan Türkleri açısından son derece önemli olan bir bölgedir. Karabağ, Kür ve Aras nehirleri ile Ermenistan sınırlarına yakın olan Göyçe gölü arasındaki dağlık ve ovalık kesimlerden oluşmaktadır (Gökbel & Aghaddinli, 2023:

56). Karabağ’a tarihi açıdan bakıldığında bölgenin, Azerbaycan’ın diğer bölgeleriyle birlikte, Ermenistan ve İran’ı da kontrol altında tutabilme yönünden önemli jeopolitik konuma sahip olduğu görülür (Gökbel & Aghaddinli, 2023: 56). Karabağ’ın bir parçası olan Zengezur bölgesi ise Azerbaycan başta olmak üzere bölgedeki diğer ülkeler içinde önem addetmektedir (Gökbel & Aghaddinli, 2023: 56). Zengezur bölgesi yerel, bölgesel ve kıtalararası koridor oluşturduğundan dolayı, her üç açıdan da büyük önem arz etmektedir (Gökbel & Aghaddinli, 2023: 56).

  1. yüzyılın başlarında yaşanan Kafkasya’da ve Doğu Anadolu’daki karmaşadan olumsuz anlamda etkilenmiş olan Tarihi Türk yurdu olan Zengezur, hem 1905-1906’da hem de

1918-1920’de Taşnaksütyun ve diğer Ermeni çetelerinin bölgede yoğun olarak bulunan Azerbaycan Türklerine yönelik saldırılarından nasibini almıştır (Aslanlı, 2021). Bolşevik Rusya’sının Azerbaycan ve Kafkasya’yı işgal ederek kontrolü altına alması ile bu bölgelerde sosyalist yönetimler oluşturmasının akabinde Ermenistan, Azerbaycan’ın belirli bölgeleriyle birlikte Zengezur bölgesi üzerinde de hak iddia etmiştir (Aslanlı, 2021). Her ne kadar Azerbaycan’da kurulan sosyalist yönetim, bu hak iddia etme durumuna tepki göstermiş olsa da Zengezur, Moskova yönetiminin planları doğrultusunda kademeli bir şekilde Ermenistan’a verilmiştir (Aslanlı, 2021).

Zengezur’un İran sınırına uzanan güney kısmı yani son bölümü de 1929 yılında Ermenistan’a verildi (Aslanlı, 2021). Bu durumda da Azerbaycan’ın Rusya ve diğer bölgelerinin yanı sıra Nahçıvan bölgesiyle de kara bağlantısı tamamen kesilmiştir

(Aslanlı, 2021). Tüm bunların akabinde de Türkiye açısından önemli olan Bakü ile Türkiye arasında ki doğrudan kara bağlantısı kesilmiştir. Her ne kadar bölgede yaşayan Türkler Sovyet döneminde zorunlu göçe tabi tutulsalar da tarihi Zengezur bölgesinde bulunan Azerbaycan Türkleri bölgeyi terk etmeyerek burada yaşamaya devam etmişlerdir (Aslanlı, 2021). Ta ki 1987 yılının sonlarından itibaren bu bölgede yaşayanlara karşı başlatılan baskı, şiddet ve katliamlara dayanamayarak Ermenistan’ı terk etmeye zorlanmışlardır (Aslanlı, 2021). Ağustos 1991’de bölgedeki Azerbaycan’ın son köyü, Nüvedi köyünün halkının da tarihi yurtlarını terk ettirilmelerinden sonra Azerbaycan toprakları sürekli işgale uğramış ve Zengezur sadece Nahçıvan ile Azerbaycan’ın anakarası arasında kalmıştır (Aslanlı, 2021).

ZENGEZUR KORİDORU

Zengezur Koridoru, 2020 yılında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ Savaşı’nın kazanmasından sonra Azerbaycan ile Ermenistan arasında imzalanan ateşkes antlaşmasının 9. Maddesine istinaden eksklav parçasına dönüşen Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile Azerbaycan arasındaki bağlantıyı kurmaya yönelik açılan koridordur (Aslanlı, 2021). Koridor, tahmini olarak Ermenistan topraklarında Sünik Bölgesinde inşa edilecektir. Açılacak koridorun güvenliği, Rusya Federasyonu’na bağlı Federal Güvenlik Servisinin Sınır Muhafaza Servisi tarafından yürütülecektir (Aslanlı, 2021).

Azerbaycan’ın 27 Eylül 2020’de Dağlık Karabağ bölgesinde başlayan İkinci Karabağ Savaşı’nı kazanmış, ancak Güney Kafkasya’daki yaşanan durumu tamamen çözebilmek için özel bir anlaşmaya ihtiyaç duyulmuştur (Aslanlı, 2021). Bu amaçla, 10 Kasım 2020’de Moskova’da, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’in girişimleri üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Cumhuriyeti Başbakanı Nikol Paşinyan arasında Dağlık Karabağ bölgesindeki savaş ve askeri çatışmaları sonlandıran ateşkes anlaşması üç lider tarafından imzalanmıştır (TRTHaber, 2020). İmzalanan anlaşma doğrultusunda Ermenistan Cumhuriyeti, Kelbecer Bölgesi’ni 15 Kasım 2020’ ye kadar, Ağdam Bölgesi’ni 20 Kasım 2020’ye kadar ve Laçin Bölgesi’ni 1 Aralık 2020’ye kadar Azerbaycan Cumhuriyeti’ne iade edecek, Dağlık Karabağ ile Ermenistan arasında bağlantıyı sağlayacak olan Laçin Koridoru (5 km genişliğinde) boyunca ve önümüzdeki üç yıl içinde yeni bir ulaşım yolu inşa etme planları da anlaşmaya dahil edilmiştir (TRTHaber, 2020). Ayrıca Anlaşmaya bölgedeki iki ülke vatandaşlarına ait araçlar ile özellikle ticari malzemelerinin serbest dolaşımının güvenliğini garanti altına alan maddelerde yer almaktadır. Azerbaycan’ın batı bölgeleri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti (NÖC) arasında yeni bir ulaşım bağlantısının inşa edileceğini de Anlaşmanın son maddesinde belirtilmiştir (TRTHaber, 2020).

Türkiye’nin Azerbaycan ve Nahçıvan ile olan kara ulaşım bağlantıları 1920 yılında Sovyet Hükümeti’nin kurulmasından sonra kesilmiştir (Turgunov, tarih yok). Sovyet döneminde kurulan ve Azerbaycan ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasındaki ulaşımı sağlayan karayolları, 1990’larda meydana gelen Karabağ savaşından sonra yaklaşık 30 yıldır kullanılamamıştır (Turgunov, tarih yok). Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki ulaşım koridoru olan Zengezur Koridoru, bölgenin güvenlik ve iş birliğinin önünü açarak, bölgenin alt yapısına yeniden canlılık sağlamaktadır (Turgunov, tarih yok). Ermenistan sınırlarından geçmesine rağmen, Zengezur Koridoru, anlaşma şartları doğrultusunda, Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki ulaşım ve demiryolu bağlantılarını yeniden inşa etmeyi üstlenmiştir (Turgunov, tarih yok). Azerbaycan’dan Nahçıvan’a sadece İran üzerinden karayolu ve hava yolu ulaşımı bulunmakta iken Koridorun açılmasıyla Anadolu ve Nahçıvan, Azerbaycan ve Hazar Denizi üzerinden Orta Asya’ya bağlanacaktır (Turgunov, tarih yok). Bu sayede de bölge ülkeleri arasındaki iletişim olumlu yönde etkilenirken, ülkeler arası mesafe azalacak ve gümrük işlemleri açısından da uygun koşullar ortaya çıkacaktır.

Zengezur Koridoru sadece Azerbaycan açısından değil

Çin’i, Orta Asya’yı, Ermenistan ve Avrupa’yı birbirine en kısa ve hızlı bir biçimde bağlama potansiyeline sahip olmasının yanı sıra, sosyal, ekonomik, jeopolitik ve jeostratejik açıdan da yüksek önem içeren bir proje olarak görülmektedir (Turgunov, tarih yok). Bölgedeki askeri ve siyasi çatışmaların azalması, ülkeler arasındaki ticaretin artmasına neden olacaktır (Turgunov, tarih yok). Bunun yanında Rusya, Azerbaycan, Türkiye, Ermenistan ve İran arasındaki demiryolu hattının genişletilmesinin yanı sıra Kafkasya bölgesindeki ticaret hacmini yükseltecek birçok ticaret yollarının açılmasını hızlandıracaktır. Azerbaycan’ın bir Avrasya ulaşım merkezine dönüşmesiyle birlikte, Kafkasya bölgesindeki karayolları ve demiryolları, bölgenin transit güvenliğini artırarak yeni rekabet ve yeni fırsatlar yaratacaktır (Turgunov, tarih yok). Elbette bu bağlamda uluslararası Doğu-Batı ve Kuzey-Güney ulaşım koridorlarının yapımı ve güzergahları ile Hazar Denizi’nden Avrupa’ya uzanan petrol ve gaz boru hattı sisteminin yapımı da yeni gelişmeleri beraberinde getirecektir (Turgunov, tarih yok). Azerbaycan’ın Doğu-Batı ve Kuzey-Güney ulaşım koridorlarının önemi daha da artacaktır. Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan Azerbaycan, Avrupa ve Asya arasında bir lojistik merkezi olarak çok kapsamlı işleri üstlenmektedir. Doğu-Batı Koridoru, Çin’in Orta Asya ve Azerbaycan üzerinden Avrupa’ya engelsiz erişimi sağlaması ile neticede ülkeler arasındaki ticaret oranı yükselecektir (Turgunov, tarih yok).

Hat tamamen faaliyete geçtiğinde Nahçıvan, Azerbaycan üzerinden Hazar Denizi’ne kadar uzanarak Asya’ya kadar bağlanabilecektir (TRT Avaz, 2023). Koridorun açılmasını geniş perspektiften ele aldığımızda sadece bölge ticaretine olan etkisi değil, dünya ticaretini de etkileyebilecek bir öneme sahip olduğu gözlemleyebiliriz. Pasifik ve Atlantik okyanusları arasındaki en kısa transit güzergâhı düzenleyecek olan bu koridor aynı zamanda Kuzey-Güney ve Doğru-Batı hattındaki kavşak noktası olma özelliğini taşıyacaktır. Avrupa ve Asya’yı bağlayan kara taşıma güzergahlarının faaliyet alanları Zengezur sayesinde büyük ölçüde genişleyecektir. Ancak, Zengezur Koridoru’nun, alternatif güzergâh olarak açılmasıyla Gürcistan üzerinden geçen bölge ticaret yolları bakımından Gürcistan’ın transit ülke konumunu zayıflayacağı düşünülmektedir (Dündar ve Kalaeva, 2023). Gürcistan’ında gelişmelerin kendi siyasi ve bürokrasisi açısından yakından izlendiği de aşikardır. Nitekim Gürcistan eski üst düzey yetkililerince yapılan açıklamalarda, Gürcistan açısından komşularının barış içerisinde olmalarının önemli ol-

duğunu                vurgulanarak      koridorun            açılması                durumunda

Gürcistan’ın ekonomik çıkarlarının tehdit altına girebileceğini ve Tiflis yönetiminin bu tehdidi göz ardı edemeyeceğini ifade edilmektedir (Dündar ve Kalaeva, 2023). Ayrıca, Savunma Bakanı Khidasheli, koridorun açılmasının transit ülke olma potansiyeli doğrultusunda Gürcistan’ın stratejik menfaatlerine zarar verebileceğini değerlendirirken, ülkenin ulaşım alanında geliştirdiği ilişkiler ile yaptığı yatırımların da etkisini göz önünde tutarak bölgesel işbirliğini teşvik edici bir pozisyonu benimseyebileceğini ki Gürcistan’la bölge ülkeleri arasında aktif iş birliği olmasının gerekliliğini, ve bu ülkelerin de Türkiye ve Azerbaycan olduğunu açıkça beyan etmiştir (Dündar ve Kalaeva, 2023). Elbette ki bu strateji, Gürcistan tarafından bakıldığında sadece Güney Kafkasya’yı kapsamayan, Avrupa’yı da içine alan geniş bir vizyonu kapsamaktadır. Elbette ki Gürcistan’ın Batı ile olan yakın ilişkilerini geliştirme çabası dikkate alındığında, AB ile Rusya ve İran gibi aktörler arasında bölgede bir çıkar çatışmasının ortaya çıkması da muhtemel görülmektedir. Bununla birlikte Kuşak Yol Projesi, güzergahında bulunan ülkelerin alternatif rotalarını da kapsayabileceği ve bu alternatif hatlar kullanılarak devamlılığın sağlanması, sürdürülmesi değerlendirilmektedir. Değişen koşullar altında, Bölge ülkelerinin kara ve demiryolu hatlarının iyileştirmesi gerektiğine, bu sayede de altyapısı güçlü ve tercih edilebilir bir güzergâh olma niteliğinin sürdürüleceği yönünde de olumlu değerlendirmeler yapılmaktadır (Dündar ve Kalaeva, 2023).

Küresel Siyaset Odağı ve Ekonomik Zenginliğin  Doğu’ya Kayması

Küresel siyaset odağının ve ekonomik zenginliğin Doğu’ya kayması son yılların konuşulan en önemli gündem maddelerinden biridir. Özellikle Çin’in yükselişiyle birlikte, bölgesel ve orta ölçekteki güçlerin nüfuzunu arttırmasıyla belirginleşmektedir. ABD’nin “stratejik geri çekilmesi” (strategic contraction) tartışmaları ile bu durumu birlikte değerlendirildiğimizde dünya üzerindeki güç dengelerinde yaşanan kırılmaların daha iyi anlaşılacağı görülmektedir (Dündar ve Kalaeva, 2023). Bu kırılmanın iki kutuplu veya bir takım iddialar ekseninde çok kutuplu bir düzleme yerleşip yerleşmeyeceği durumu ise mevcut mücadelenin seyri karşısında farklı yorumları beraberinde getirmektedir (Dündar ve Kalaeva, 2023). Karşımıza çıkan gelişmelerin sonuçları arasında şüphesiz Doğu’ya olan temayülün artmasıyla birlikte bölge ülkelerinin gerek bölgesel gerekse küresel gelişmelerde daha etkin rol almaya başlaması olmasıdır (Dündar ve Kalaeva, 2023).

“Kuşak-Yol Projesi” ve proje güzergahındaki altyapı projeleri ortaya çıkan değişimin en sürükleyici etkenlerinden birisi olmakla birlikte Çin’in doğu-batı aksında siyasi, ekonomik ve kültürel etki alanı oluşturmasına olanak sağlamaktadır (Dündar ve Kalaeva, 2023). Hem bölgesel hem de küresel ticarete büyük bir katkı sunacağı öngörülen ve güzergâh ülkeleri ile yapılan projenin, temel prensibi “kazan-kazan ilişkisi” olarak açıklanan proje üzerinden Pekin, yumuşak gücünü oldukça geniş bir alana yaymaktadır (Dündar ve Kalaeva, 2023).

                Bölgede,              2008      Rusya-Gürcistan              Savaşı    yanı       sıra

Karabağ’ın işgali gibi yaklaşık 30 yıldır devam eden ve kronikleşen sorunlar nedeniyle yaşanılan istikrarsızlıklar, devamlılığı son derece önemli olan Kuşak-Yol gibi büyük bir projeler açısından şüphesiz sorun teşkil etmiştir (Dündar ve Kalaeva, 2023). Soğuk Savaş döneminde başlayan bu sorunun çözümü II. Karabağ savaşından sonra sert güce dayalı olarak çözülmüştür (Dündar ve Kalaeva, 2023). İşgalin sona ererek Zengezur Koridoru’nun açılmasının gündeme taşınması ile Kuşak-Yol bağlamında Trans-Kafkasya güzergahının önemi artırmıştır. Zengezur Koridorunun açılmasının ve tam operasyonel olarak işletilebilmesi durumunda Trans-Kafkasya jeopolitiğinin daha stratejik bir konuma ulaşacağı sonucunu ortaya çıkartmıştır (Dündar ve Kalaeva, 2023). Bölgede, büyük ölçüde

Gürcistan’a bağımlı olan ticari geçişlere alternatif bir güzergâh olma özelliği taşıyan, önemli ölçüde de stratejik öneme sahip olan Zengezur Koridoru açılması Azerbaycan için II. Karabağ Savaşının tartışmasız bir zaferle sonuçlanması sonucunda uygun bir konjonktür ortaya çıkmıştır (Dündar ve Kalaeva, 2023). Azerbaycan, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti üzerinden doğrudan Türkiye’ye Koridorun hayata geçirilmesi ile ulaşacaktır. Hali hazırda Azerbaycan ve Türkiye arasındaki bağlantı yollarından biri Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’dır. Zengezur Koridorunun açılması ile Azerbaycan-Nahçıvan ve Nahçıvan-Türkiye arasında doğrudan bağlantıyı sağlayacak, ayrıca Türkiye ve Rusya arasında da Azerbaycan üzerinden kesintisiz bir kara ve demiryolu hattının devreye girmesini de sağlayacaktır (Dündar ve Kalaeva, 2023). Türkiye açısından da bu gelişme, Türk dünyası ile açılan bu koridor sayesinde doğrudan bağ kurulmasını sağlaması bakımından bölgede önemli bir kırılma noktası oluşturmaktadır (Dündar ve Kalaeva, 2023). Daha geniş bir perspektiften ele alındığında ise koridorun Rusya’nın yanı sıra Çin ile olan bağlantısı da dikkat çekmekle birlikte, bir takım çevrelerce koridorun Pekin’in İpek Yolu Projesine alternatif oluşturmasının da mümkün olduğunu göstermektedir. Küresel siyasetin dinamiklerinin değişmesi gerektiğini savunan Moskova ve Pekin’in odağındaki Zengezur Koridoru’nun stratejik değerini anlamak kritik bir öneme sahiptir. Zengezur Koridoru sadece

Azerbaycan’ın batı bölgesiyle Nahçıvan’ı değil aynı zamanda Türkiye ile Türk dünyasının entegrasyonunu güçlendirmesi bakımından önem arz etmektedir. Ayrıca Zengezur Koridorunu gerçekleşmesi durumunda küresel jeopolitiği de etkileyecek bir konuma ve etkiye sahiptir. Zira, Türkiye’den Çin’e uzanan Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridorunun öneminin artmasıyla birlikte Avrupa ile Çin arasındaki ticaretin daha hızlı ve daha kolay ulaşılabilir şekilde yapılmasının yanı sıra, Türk dünyasının jeopolitik konumu itibariyle buradan sağlanacak ekonomik fırsatları iyi değerlendirmesi durumunda da Doğu ve

Batı arasında denge unsuru olacaktır.”

Azerbaycan-Ermenistan Çatışmaları ve Zengezur

Artan Ermenistan saldırıları sonrasında Azerbaycan’ın 27 Eylül 2020’de başlattığı karşı operasyonlar, Ermenistan’ı barışa zorlamış ve BM Güvenlik Konseyinin ilgili (822, 853, 874 ve 884 saylı) kararlarını uygulanarak, 10 Kasım 2020’de imzalanan üçlü bildiriyle son ermiştir (Aznevi, 2021: 102). 44 gün süren savaş neticesinde Ermenistan’ın Azerbaycan toprakları üzerindeki işgalinin sona ermesinin yanı sıra, farklı alanlarda da fırsatlar ortaya çıkmasına da sebep olmuştur. Ortaya çıkan sonuçların başında da Zengezur koridorunun hayata geçirilmesi gelmektedir. Her ne kadar farklı anlamlar yüklemeye çalışan güçler olsa da Zengezur koridoruna ilişkin atılacak adımlar Azerbaycan açısından tamamen uluslararası hukuka uygun bir biçimde oluşmaktadır. Atılacak adımların başında Zengezur Koridorunun Güney Kafkasya’nın barış ve iş birliği bölgesi olmasına yönelik sembollerden biri olması, bölgedeki ulaştırma altyapısının canlandırılarak geliştirilmesi sağlamanın yanı sıra 20. yüzyıl boyunca zorla tarihi boyunca yaşadıkları yurtlarından çıkarılan Azerbaycan Türklerinin kendi öz vatanlarına geri dönmelerinin sağlanmasıdır. 

Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya arasında 10 Kasım 2020’ de imzalanan ortak bildirinin 9. Maddesi, bölgedeki tüm ulaştırma koridorlarının canlandırılmasını, özellikle de Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile

Azerbaycan’ın diğer bölgelerini birleştiren karayolu ve demiryolu bağlantısının sağlanmasını düzenlediğinden, gündeme gelen konulardan birisi de Zengezur koridoru olmuştur. Ortak Bildirinin 9. maddesi şu şekildeydi: “Bölgedeki tüm ekonomik ve ulaştırma bağlantıları yeniden canlandırılacaktır. Ermenistan Cumhuriyeti yurttaşların, araçların ve malların her iki yönde serbest şekilde hareket etmelerine olanak sağlamak amacıyla Azerbaycan Cumhuriyetinin batı bölgesiyle Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında ulaştırma bağlantısının güvenliğini garanti eder. Ulaştırma bağlantısının kontrolü Rusya Federasyonu Federal Güvenlik Servisine (Rus istihbaratına) bağlı Sınır Muhafıza Servisi tarafından gerçekleştirilecektir. Tarafların ortak kararıyla Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile Azerbaycan’ın batı bölgeleri arasında bağlantıyı sağlamak üzere yeni ulaştırma altyapısının inşası gerçekleştirilecektir (Aznevi, 2021: 122).” Ermenistan yetkilileri tarafından 9. madde farklı şekilde yorumlanmaya çalışılsa da 11 Ocak 2021’de Moskova’da gerçekleştirilen görüşme, liderler tarafından Azerbaycan’ın yaklaşımı kabul görmüştür. 11 Ocak 2021’de ortak bir çalışma grubu oluşturulması kararlaştırılarak imzalanan üçlü bildiriyle, 2. ve 4. Maddeler ışığında bu çalışma grubunun, bölgede Azerbaycan ve Ermenistan hattından geçen aynı zamanda bu iki ülkeyi birbirlerine bağlayan, tüm ulaştırma altyapısının canlandırılmasına yönelik konuların ivedilikle görüşülmesi gerektiği gündeme alınmıştır (Kılıç, 2021: 18). Her ne kadar Ermenistan tarafından bazı yetkililer ile muhalefetin bir kısmının sergilemiş olduğu olumsuz tavırlarına rağmen süre gelen aşamalarda tarafların yaptıkları açıklamalar ışığında atılan somut adımlar dikkate alınarak Zengezur koridorunun hayata geçirilmesinde yönünde güçlü bir irade ortaya konulmuştur.

Azerbaycan ve Türkiye’nin Zengezur Koridoruna  Yaklaşımı

Azerbaycan’ın Zengezur koridoruna ilişkin yaklaşımına baktığımızda şu hususlar dikkati daha çok çekmektedir:

-Azerbaycan, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile Azerbaycan’ın batı bölgeleriyle olan bağlantısının daha kısa sürede sağlanmasına büyük önem veriyor.

-Azerbaycan, Zengezur koridorunu ilk aşamasında tarihi topraklardan geçmek, ikinci aşamasında Azerbaycan Türklerinin kendi öz yurtlarına dönmelerini sağlayacak bir süreç olarak görmek istiyor.

-Azerbaycan, Ermenistan’a yönelik toprak iddialarından mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyor, Zengezur koridorunun açılmasına ilişkin çabaların toprak kazanımı amacına yönelik olmadığını ifade ediyor.

Bununla birlikte Azerbaycan ve Türkiye’nin Zengezur Koridoru’na yaklaşımları, tarih, coğrafya, kültürel bağlar ve stratejik ilişkiler göz önüne alındığında oldukça yakın ve işbirlikçi bir nitelik taşır. İşte her iki ülkenin bu konudaki yaklaşımlarının ana noktaları:

-Stratejik İşbirliği: Azerbaycan ve Türkiye, tarihsel, kültürel ve dilsel bağlara sahiptir. Bu bağlar, iki ülkenin stratejik işbirliğini güçlendirmektedir. Zengezur Koridoru’nun açılması, Azerbaycan’ın Nahçıvan’a güvenli bir kara bağlantısı sağlamasına yardımcı olacak ve böylece bu işbirliğini daha da güçlendirecektir.

-Karabağ Savaşı ve Ateşkes Anlaşması: Zengezur Koridoru’nun açılması, 2020 Karabağ Savaşı’nın sonucunda imzalanan 2020 Ateşkes Anlaşması’nın bir parçasıdır. Bu anlaşma, Ermenistan’ın bu koridoru açmayı taahhüt etmesini içerir ve Türkiye, Azerbaycan’ın bu süreçteki yanındadır.

-Enerji ve Ticaret Yolları: Zengezur Koridoru, enerji ve ticaret yolları açısından da stratejik bir konuma sahiptir. Açılması, bölgedeki enerji ve ticaret akışlarını kolaylaştırabilir ve Türkiye’yi Orta Asya’ya erişim sağlama potansiyeli taşır.

-Karşılıklı Destek: Hem Azerbaycan hem de Türkiye, uluslararası platformlarda birbirlerini desteklemektedir. Bu destek, Zengezur Koridoru’nun açılması gibi stratejik meselelerde daha etkili bir işbirliği sağlar.

-Bölgesel İstikrar: Azerbaycan ve Türkiye, bölgesel istikrarın korunmasına önem verirler. Zengezur Koridoru’nun açılması, bölgenin istikrarına katkıda bulunarak çatışma risklerini azaltabilir.

Zira Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip

Erdoğan’ın Zengezur koridorunun öneminin büyük olduğunu belirtirken, koridorun bölgeye ciddi bir rahatlık ve zenginlikler getireceğini, diğer yandan koridorun da bir parçası olacağı için Ermenistan’ın da kolayca özellikle demiryolu ağıyla Moskova’ya ve dünyaya daha rahat ulaşabileceğini, böylelikle kendi kendilerine uyguladıkları ablukadan kurtulabileceklerini ifade etmesi bunun göstergelerindendir. Bununla birlikte Erdoğan’ın koridorun açılmasının Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin geliştirilmesi aşamasının bir parçası olarak gördüklerinin de üzerini özellikle çiziyor olması son derece önemli bir ifadedir.

SONUÇ. Sonuç olarak Zengezur Koridoru, Asya ile Avrupa’yı Azerbaycan üzerinden birbirine bağlayan birçok transit ulaşım projesi için yeni bir fırsat niteliğindedir (Turgunov, tarih yok). Azerbaycan’ın Avrasya’nın ulaşım ve lojistik merkezi olarak konumunu güçlendirecektir (Turgunov, tarih yok). Demiryolları ve karayollarının yapımıyla Zengezur Koridoru, başta küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere bölgede yatırım ortamının oluşmasını ve böylelikle ülke ekonomisinin gelişimine katkı sağlaması beklenmektedir (Turgunov, tarih yok). Öte yandan bu ekonomik katkı ile ulaşım altyapısı avantajının sadece Nahçıvan ve Azerbaycan ile sınırlı kalmayarak bölgesel boyutlarda önemli olumlu sonuçlar sunabilmesi de bu projenin ana avantajı olacaktır. Bu yönüyle Zengezur Koridoru, Ermenistan’ı da kapsayarak bölge ülkelerinin ekonomik yönden kalkınmalarına katkı sağlama potansiyeli olan barışçıl bir proje olarak değerlendirilmelidir. Öte yandan bu sürece bölge ülkelerine ek olarak çeşitli uluslararası kuruluşlar ile bölge ülkelerinin yakın ilişkisi bulunan bölgenin önde gelen ülkelerinin de katkı vermesi gerekmektedir. Böylece bölgedeki ülkeler arasındaki gerginliklerin azalarak yerini gücünü gelişen ekonomik ilişkilerden alan iş birliği ortamının alması pek muhtemeldir. Ayrıca bölge ülkelerinde başta altyapı projelerinin geliştirilmesi ve yeni yatırım imkanlarına önemli fırsatlar sunması beklenmektedir.

how can we help you?

Contact us at the Consulting WP office nearest to you or submit a business inquiry online.

Consulting theme is an invaluable partner. Our teams have collaborated to support the growing field of practitioners using collective impact.

Donald Simpson
Chairman, Bluewater Corp