Zengezur koridorunun açılmasının bölgesel ve küresel açıdan muhtemel etkileriProf. Dr. Mehmet YÜCE - UNEC-Türk Dünyası İktisat Fakültesi Dekanı Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi

SSBC döneminde Türk devletlerinin birbirine yabancılaştırılması politikanın bir ayağı da Azerbaycan ile Türkiye dolayısıyla Türkiye ile tüm Türk Devletleri arasındaki ilişkinin kopartılması amacıyla Türk Devletleri arasından iletişim ve ulaşımın kesintiye uğratılması projesi oluşturmuştur. Bu çerçevede harekete geçen SSCB öncelikli olarak kadim Azerbaycan topraklarında kurulan Ermenistan’ı Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ulaşımı kesintiye uğratacak şekilde konumlandırmıştır. Bu konumlandırma kapsamında da Azerbaycan’ın Türk yolu üzerindeki stratejik topraklarını Ermenistan’a vermiş, bu topraklarda Ermeni etnisiteyi egemen hale getirmek için de bölgede yaşayan Türk ahaliyi katliama maruz bıraktırarak göçe zorlanmıştır. Böylece hem Azerbaycan toprak bütünlüğünü bozmuş, bölgedeki etkinliğini azaltmış, hem de Türkiye ile kara ulaşımı kesmiştir. Ayrıca Azerbaycan ile Nahcivan arasında kara sınırı da keserek Nahcivan’a yeni bir statü vermeyi hedeflemiştir. 

SSCB dönemi boyunca Türkiye ile Nahcivan arasında da kara ulaşımı kesintiye uğramıştır. Bu dönem Ermenistan da SSCB ittifakı içinde yer aldığından dolayı Azerbaycan ile Nahcivan arasındaki kara ulaşım ciddi sorun olmamıştır. SSCB’nin dağılma sürecine girmesi ve 1990’ların başındaki patlak veren Birinci Karabağ savaşından Azerbaycan toprakların %20’sine yakını Ermenistan işgali altında kalmasıyla SSCB döneminde Azerbaycan ile Nahçıvan arasında kurulan ulaşım yolları da kullanıma kapanmıştır. Böylece 30 yıldan bu yana Azerbaycan kendi öz toprakları olan Nahcivan ile kara ulaşımı kesilmiş, kendi topraklarına üçüncü ülke (İran) üzerinde kara ya da hava yolu ile ulaşıma mecbur bırakılmıştır. 

Azerbaycan ile kendi öz toprağı olan Nahcivan ile ilişkisinin kesilmesi sadece Azerbaycan’la ilişkin bir sorun olmaktan öte bölgesel ve küresel bir sorun teşkil etmektedir. Orta Asya ile Türkiye ve Avrupa arasındaki en kısa ve en az maliyetli kara ulaşımı sağlayacak olan güzergahın SSCB döneminde Ermenistan’a terk edilen Zengezur Koridorunun kapalı tutulması nedeniyle çoğu Türk soylu olan bu bölgenin Türkiye ile ulaşımı önünde büyük engel teşkil ettiği gibi Çin’den Avrupa uzanan büyük ticaret hacmi açısında da büyük bir engeldir. Bu engelin aşılması ile birlikte bölgede hayat bulacak Çağdaş İpek Yolunun yeniden hayat bulması Ermenistan’ın aşılmaz tutumundan vazgeçerek üçlü deklarasyonda taahhüt ettiği Zengezur

Koridorunun açmasına bağlıdır. 

Bu çalışmada Orta Koridorun önemli arterlerinden biri olan Zengezur Koridoru eksenli güzergâh konusu farklı boyutlarıyla ele alınacaktır. Bu çerçevede öncelikle Orta Koridor ve Zengezur’un stratejik önemi üzerinde durulacak, akabinde Zengezur Koridorunun açılmasının başta Azerbaycan ve Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri, bölgesel ve küresel açıdan muhtemel etkileri tartışılacaktır. 

  1. ZENGEZUR KORİDORUNUN MUHTEMEL ETKİLERİ

2.1. Stratejik Önemi

Karabağ Zaferinden sonra, Türkiye ile Türk Dünyasının birbirine bağlayan tarihi İpek Yolu güzergahı üzerinde yer alan ve Birinci Karabağ Savaşına bu yana kapılı olan Zengezur Koridorunun Vatan Muharebesi sonrası Rusya arabuluculuğunda imzalanan üçlü deklarasyon sonrası yeniden açılmasının gündeme gelmesiyle başta Türkiye ve Azerbaycan olmak üzere bölgede ciddi bir heyecan uyandırdı. Bölgesel ve küresel ölçekte Zengezur koridoruna stratejik önemine ilişkin etkinlikler gerçekleştirildi. Üçlü deklarasyonda açılması konusunda mutabakata varılan Zengezur Koridoru bölgede yeni bir jeostratejik durum yaratacaktır. Başka bir deyişle e Zengezur koridoru lojistik öneme sahip olduğu kadar bölgesel denge ve siyasi açıdan da büyük öneme haizdir. O nedenle bu koridorun açılması sadece Azerbaycan ve Türkiye için değil, başta bölge ülkeleri olmak üzere küresel düzeyde çok yünlü bir etkiye sahiptir. Dolayısıyla bölgenin siyasi, ekonomik ve güvenlik dinamiklerinde önemli bir rol oynama potansiyeline sahip olan Zengezur koridorunun açılması ya da açılmaması konusunda bölgesel ve küresel düzeyde ciddi bir mücadelenin yaşandığını söylemek mümkündür. Bu projenin Türk birliğine neden olacağından endişe duyan aynı zamanda ekonomik yönden kayıplara uğrayacağı hesaplayan İran, Güney Kafkasya Bölgesinde Ermenistan üzerinden çıkar sağlamak politikası güden Fransa Zengezur Koridorunun açılmasına doğrudan karşı çıkarken, aynı endişeyle Orta Asya ve Kafkasya’yı arka bahçesi olarak gören Rusya ise dolaylı olarak bu projenin gerçekleşmesini engellemek çabasında olduğunu söylemek mümkündür. 

Zengezur Bölgesi sadece bir koridordan ibaret olmayıp, aynı zamanda Orta Asya Türkleri ile Anadolu Türkleri birleştiren stratejik bir alandır. O nedenle bu güzergahın denetim altında bulunduran güç Orta Asya, Kafkasya ve Avrupa Türkleri arasındaki ilişki düzeyi üzerinde de kısmi de olsa kontrol sahibi olabileceğini söylemek mümkündür. Rus Çarlığı ve SSCB işgali döneminde Azerbaycan kadim toprağı olan Zengezur bölgesinin Ermenistan’a verilmesiyle Azerbaycan uzun yıllar Ermeni abluka altına alınmış, Azerbaycan`ın ana kısmı ile bağlantısı kesilmiş, özellikle doğu-batı eksenli ulaşım ağı fonksiyonu pasif hale getirilmiştir. Bu durum İkinci Karabağ zaferine kadar sürmüştür. Vatan Muharebesinin Zaferle sonuçlanmasıyla bu durum değişmeye başlamış, Azerbaycan’ın öncülüğü ve Türkiye’nin destekleriyle bölgeye yönelik önemli projeler uygulama imkânı bulmuştur. Bu durum bölgesel stratejileri dönüştürmüş, uluslararası ilişkilerde yeni süreçler başlatmış, güç dengelerinin yeniden kurulmasına neden olmuştur. Bu değişimi gerçekleştirebilecek projelerden biri de Zengezur Koridorunun açılması projesidir. Zengezur koridorunun tam olarak hayata geçmesi ve bu koridordan etkin bir şekilde yararlanılması bölgesel kalkınma ve istikrarın sağlanmasında kilit rol oynayacaktır (Memmedov, Hasanoğlu, 2023: 338). 

Zengezur Koridoru, Orta koridorun önemli bir hattını oluşturmaktadır. Orta Koridor ise diğer alternatiflere (yani Kuzey Koridor ve Güney Koridor) göre hem daha güvenli hem de daha kısa ve daha uygun maliyetli bir güzergahtır. Çin’den deniz yoluyla Avrupa’ya gönderilen malların Avrupa’ya ulaşması 36 gün sürerken, Trans-Sibirya rotası boyunca nakliye 20 gün sürmektedir. Buna karşın Orta Koridor, Çin mallarının aynı varış noktasına ulaşması için 12 günlük bir süre sunmaktadır. Diğer taraftan Rusya – Ukrayna savaşının başlamasıyla birlikte Kuzey Koridor güzergahında taşımacılığın riskleri artmasıyla Orta Koridor stratejik önemi daha da artmıştır. Orta Koridor, ekonomik açıdan çekici olmasının yanı sıra, bu koridordaki ülkelerin hem coğrafi olarak hem de diğer ülkelerle olan istikrarlı ilişkileri nedeniyle daha güvenli olması nedeniyle daha güvenli bir alternatif güzergâh oluşturmaktadır. Diğer taraftan bu koridor, Çin’in ihracatını çeşitlendirmesine, Kuzey Koridoru’nun önemli bir oyuncusu olan Rusya’ya bağımlılığını azaltmasına ve ürünlerini ABD yaptırımı altındaki İran üzerinden Güney Koridorunu kullanmadan Avrupa’ya güvenli bir şekilde göndermesine imkân tanıdığı için siyasi açıdan da Çin için stratejik bir tercih sunmaktadır (https://politicon.co/)

Bilindiği üzere Orta Koridor iki eksen üzerinden şekillendirilmektedir. Birin eksen Bakü- Tiflis – Kars Demir yolu hattının da yer aldığı Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye güzergahıdır. Bu güzergâh Doğuda Hazar Denizi üzerinden Aktau (Kazakistan) ile Çin arasında inşa edilecek yeni demiryolu hattına birleşerek, Batı’da ise Avrupa demiryolu ağı ile birleşerek Asya ile Avrupa arasında kıtalararası bir demiryolu projesine dönüşmüştür. Bu proje sonucu inşa edilecek “Demir İpek Yolu” güzergahı ile yük ve yolcu taşımacılığı alanında, Avrupa’dan Çin`e kadar uzanan hızlı, güvenilir, çağdaş bir ulaştırma koridoru hayata geçirilecektir. İkinci eksen ise, Zengezur Koridoru üzerinde Güney’e doğru yeni bir kara ve demiryolu hattının inşa edilerek Baku – Zengezur – Nachivan – Iğdır – Kars üzerinden Türkiye ulaşım sistemine entegre edilecek ve tamamen Türk topraklarından geçen bir güzergahtır. Bu güzergahın hayata geçmesiyle Azerbaycan ile Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesini, Güneydoğu Anadolu bölgesini, Akdeniz bölgesini, Hazar ile Akdeniz havzasını birleştirecek yeni ulaşım hattı işlerlik kazanacaktır. Aslında bu iki eksen birbirine rakip gibi görünse de birbirleriyle tamamlayıcı projeler olduğunu söylemek mümkündür. Zira Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’nın Kars Lojistik Merkezi ve devamında uzun dönemde planlanan Kars- Iğdır-Dilucu Demiryolu ile bütünlük oluşturmaktadır. Bu iki eksen mevcut projelerle birlikte uyumlaştırıldığında Orta Koridor’u güçlendirecek ve ihtiyaçlar doğrultusunda esneklik sağlayabilecek planlamalar için avantaj sağlayacaktır. Bu uyumun sağlanmasıyla da sadece Türkiye’nin, Güney Kafkasya ve Orta Asya ile daha güçlü ekonomik bağlar kurması sağlamakla kalmayacak aynı zamanda hem Türkiye hem de Azerbaycan’ın stratejik konumunu güçlendirerek Avrasya Bölgesinde güçlü birer aktör haline getirecektir. 

Diğer taraftan Orta Koridor geçişlerinden biri de TürkiyeGürcistan-Azerbaycan-Türkmenistan-Afganistan transit taşımacılık koridoru (Lapis-Lazuli) oluşturmaktadır. Denize çıkışı olmayan Afganistan için büyük önem taşıyan bu projenin hayata geçmesiyle, bölgesel entegrasyon ve bağlantısallığın geliştirilmesine, ekonominin çeşitlendirilip büyümesine ve bölgesel istikrar ve refahın tesisine yönelik ciddi katsı sağlayacaktır. Ayrıca bölge barışını tehdit eden Afganistan’ın bölgeye entegrasyonunu kolaylaştıracaktır. 

Azerbaycan açısından Orta Koridor, ülkenin bölgesel geçiş merkezi konumunu güçlendirmekte ve Azerbaycan-GürcistanTürkiye stratejik üçgeninin daha da derinleşmesine katkıda bulunmaktadır. Azerbaycan’ın bu koridordaki belirleyici rolü sadece Azerbaycan-Çin açısından değil, aynı zamanda Azerbaycan’ın Avrupa ve bölge ülkeleri açısından da stratejik önemini artırmaktadır. Azerbaycan’ın Doğu-Batı koridorunda daha büyük bir rol alması, ülkenin Kuzey-Güney koridoru boyunca çekiciliğini artırmakta, başta İran ve Rusya olmak üzere komşu ülkeleri Azerbaycan’la işbirliğini derinleştirmeye teşvik etmektedir. Ayrıca Orta Koridor, Azerbaycan’ın ulusal ekonomisini çeşitlendirmesine ve petrole olan bağımlılığını azaltmasına da yardımcı olması beklenmektedir. Azerbaycan-Çin ilişkilerinin gelişmesi aynı zamanda daha fazla Çin yatırımı bölgeye çekmesi ve iş ortamını geliştirmesini sağlayacaktır. Bu durum bölgeyi ülkenin uluslararası tedarik ağının ayrılmaz bir parçası haline getirecek ve bölgenin bir ulaşım merkezi olma potansiyelini artıracaktır. Siyasi açıdan Çin’in bölgede artan etkisi, Rusya’nın dengelenmesine, Azerbaycan’ın siyasi arenada manevra kabiliyetinin artmasına ve Çin’in öncü rol oynadığı uluslararası kuruluşlarla (örneğin Asya Altyapı Yatırım Bankası) ilişkilerin geliştirilmesine yardımcı ola bilir (https://politicon.co/).

Doğal olarak bu durum beraberinde de bazı riskleri getirecektir.  2.2. Siyasi ve Kültürel Etkileri 

Güney Kafkasya Bölgesinin stratejik geçiş güzergahlarından biri olan Zengezur Koridoru Nahçıvan’ı Azerbaycan’a karasal anlamda bağlayarak Azerbaycan’ın toprak bütününün temin etmesini sağladığı için Azerbaycan’ın bölgesel gücünü artırmasına katkı sağlayacaktır. Böylece sahip olduğu enerji kaynakları dolayısıyla bölgenin en stratejik ülkesi olan Azerbaycan, lojistik açıdan da bölgenin merkez ülkesi konumuna gelecektir. Zengezur koridorunun açılması sonucu bölgede kurulacak lojistik merkezinin aynı zamanda zengin enerji ve hammadde kaynaklarına sahip olmayan Ermenistan ekonomisine de katkı sağlayacaktır. Bu durum aynı zamanda Ermenistan’ı bölgeye entegrasyonu sağlayarak bölgede yıllardır süregelen Ermenistan kaynaklı güvenlik tehdidi de ortadan kaldıracaktır. 

Türkiye ve Nahçıvan’ı, Azerbaycan ve Hazar Denizi üzerinden Orta Asya’ya bağlanacak olan Zengezur koridorunun açılmasının sağlayacağı çok yönlü sosyo-politik sonuçlardan biri de SSCB döneminde toplum mühendisliği sonucu Türk Devletleri ile Türkiye arasında kesintiye uğratılan kara yoluyla bağlantı yeniden tesis olunacaktır. Türk Devletleri arasında önemli ölçüde siyasi gerekçeye dayanarak kesintiye uğratılan kara yol bağlantının yeniden tesisi ise sembolik anlamda SSCB izlerinin silindiği ve yeni bir dönemin başladığını anlamına gelmektedir. Bu durum ise Berlin duvarının yıkılması oluşturduğu sinerji benzeri Avrasya kıtasında bir sinerjinin oluşmasına neden olabileceği beklentisini oluşturmaktadır.  

Bilindiği üzere Atatürk’ün “Türk Kapısı” olarak adlandırdığı “Zengezur” bölgesi Türkiye’nin garantörlüğünde Azerbaycan’a bağlanmıştı. Ancak Sovyetler döneminde bu statü değiştirilerek Zengezur bölgesi Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün bozacak şekilde Ermenistan’a bağlanmıştır. Bunun temelinde yatan esas faktör ise SSCB’nin Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkiyi kesme ve Nahçıvan’ın Azerbaycan’dan kopartılması düşüncesi yatmaktadır. Ancak SSCB’nin bu yöndeki büyük isteğine rağmen Nahçıvan statüsü değiştirilemedi. Bununla birlikte SSCB döneminde Türkiye’nin Azerbaycan ve Nahçıvan ile kara bağları kesilmiştir. 1920’lerde %70’i Türklerden oluşmakta olan Zengezur bölgesi katliam ve göç sonucu Türk nüfusu azınlık hale getirilerek Ermenileştirilmiş ve akabinde Ermenistan topraklarına katılmıştır. Böylece Azerbaycan ile Nahcivan arasında kara bağlantısı kesilmek yoluyla

Azerbaycan’ın Türkiye ile karasal bağlantısı kesilmesi sağlanmıştır. 

Azerbaycan ile Nahçıvan arasında Sovyet döneminde kurulan ulaşım yolları ise 1990’ların başındaki Birinci Karabağ savaşından bu yana yaklaşık 30 yıldır kullanılmamaktadır. Hali hazırda Azerbaycan ile Azerbaycan toprağı olan Nahcivan arasında doğrudan kara yolu ve demir yolu bulunmamaktadır. Azerbaycan’dan Nahçıvan’a ulaşım İran üzerinden karayolu ve hava yolu ile sağlanabilmektedir. Ekonomik açıdan maliyetli olan bu ulaşım şekli aynı zamanda Azerbaycan egemenliği ve toprak bütünlüğü açısından da önemli sakıncalar doğurmaktadır. Dolayısıyla Azerbaycan ile Nahçıvan arasında kurulacak doğrudan bir ulaşım güzergahı, bölgede güvenlik ve iş birliğinin önünü açabileceği gibi bölgedeki alt yapıyı yeniden canlandıracaktır. Bu da Zengezur koridorunun ulaşıma açılmasıyla mümkün olacaktır. Ermenistan topraklarında bulunan Zengezur Koridorunun açılması projesi ikinci Karabağ Savaşının en önemli ve global sonuçlarında biri oluşturmaktadır. 

2.3. Ekonomik Etkileri 

Zengezur Koridorunun açılmasıyla Orta Koridorun hem taşıma kapasitesi hem de kendi içinde alternatif taşıma hatları söz konusu olacağından güvenlik, siyasi ve ekonomik açıdan yük taşımada riskler azalacaktır. Bu da doğal olarak transit taşımacılık yönünde orta koridoru diğer alternatif koridorlarına göre daha öncellikli konuma getirerek, bölge ekonominin gelişmesine katkı sağlayacaktır. Bilindiği üzere Zengerzur koridorunun açılmasıyla inşa edilecek karayolu ve demir yolu sadece Azerbaycan ile Türkiye arasında karadan ulaşım ağı temin etmekle kalmayacak aynı zamanda bölgesel ve küresel ölçekte de ulaşım ağının gelişmesine imkân sağlayarak, dünya lojistik sisteminde alternatif bir alan yaratacaktır. Zengezur Koridoru sadece Türkiye ile Azerbaycan arasında inşa edilecek bir kara ya da demir yolundan ibaret olmayıp, Asya ve Kafkasya ulaşım hatları Türkiye’nin demir ve kara yol hatlarıyla entegre edilecektir. Böylece Orta Koridor Türkiye üzerinde farklı kıta ya da bölgelerle (mesela Asya-Orta Doğu, Orta Asya – Akdeniz Ülkeleri, Rusya-Orta Doğu, Orta Asya-Avrupa) entegrasyonu sağlanacaktır. Böylece geniş bir coğrafyada ulaşım ağlarının entegrasyonun sağlanarak bir taraftan kıtalar arası taşımacılık maliyetlerinin düşmesine ve kıtalararası ticaret hacminin gelişmesine neden olurken, diğer taraftan ise güvenli bir taşıma güzergahın oluşmasına neden olacaktır. Bu yapının tamamlanmasıyla Avrasya’da ulaşım merkezine üssüne dönüşmesi beklenen Azerbaycan, aynı zamanda Avrupa ve Asya arasında bir lojistik merkezi haline de gelecektir. Diğer taraftan Kafkasya bölgesindeki karayolları ve demiryollarının Türkiye’nin gelişmiş ulaşım hatlarıyla entegre olması bölgenin transit güvenliğini artırarak yeni rekabet ve yeni fırsatları yaratacaktır.

Bilindiği üzere tarihi İpek Yolu’nun yeniden canlandırılması Türkiye’nin Orta Asya’ya yönelik dış politikası öncelikleri arasında yer almaktadır. Türkiye bu projenin hayata geçmesine yönelik olarak çeşitli projeler geliştirmeğe devam etmektedir.  Bu çerçevede, Türkiye Orta Koridor” bağlamında gümrüklerarası işbirliğine yönelik “Kervansaray Projesi”nin yanısıra, Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan “Marmaray”, “Yavuz Sultan Selim Köprüsü”,  “Avrasya Tüp Geçit”i,  “İstanbul Havalimanı ve Çanakkale Boğazı Köprüsü”, hayata geçirmiş “3 Katlı Tüp Geçit Projesi”, “Filyos (Zonguldak), Çandarlı (İzmir) ve Mersin Limanları inşası” ve Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayacak olan “Edirne – Kars Hızlı Tren ve Bağlantıları Demiryolu Projesi”ne yönelik çalışmalar ise halen sürdürülmektedir. Bu projeler de yakın zamanda hayata geçecektir. Dolayısıyla Türkiye ulaşım ağı ve lojistik destek itibarıyla Orta Koridor üzerinde kendisine bağlanacak ulaşım ağını farklı kıtalar sevk edebilecek bir alt yapı kurmuş durumundadır. Bu yapısıyla Türkiye, sınırlı bir coğrafi konumunda olan, Çin ile Rusya arasında sıkışan Orta Asya Türk Cumhuriyetlerini başta Avrupa olmak üzere farklı kıtalara erişimi sağlayacaktır. Böylece Türkiye ve Azerbaycan bölgesel ekonomik entegrasyonda aktif bir rol üstleneceklerdir. 

Orta Koridor, Çin’den Avrupa uzanan çok önemli bir ticaret yolu olmak potansiyelini taşımaktadır. Bir yıl içinde Çin’den Avrupa’ya giden 10 milyon konteynırın %96’sı denizyoluyla, ancak %4’ü Kuzey Koridoru olarak adlandırılan Trans-Sibirya Demiryolu hattı üzerinden sevk edilmektedir.

Orta Koridor, Avrupa ile Asya arasında bir ticaret yolu olarak Kuzey Koridoruna oranla daha hızlı ve daha ekonomik, 2.000 km daha kısa, iklim koşulları bakımından da daha elverişli olup, deniz yoluna kıyasla ulaşım süresini 1/3 nispetinde (15 gün) kısaltmaktadır. Orta Koridor ayrıca, Türkiye’nin liman bağlantıları sayesinde Asya’daki yük trafiğinin Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Akdeniz bölgesine ulaşması için önemli fırsatlar sunmaktadır. Dolayısıyla Orta Koridor rotası etkin kullanıldığı takdirde, halen yıllık 600 milyar ABD doları tutarında olan Avrupa-Çin ticaret trafiğinden Orta Asya ülkeleri ekonomik fırsatlar elde edilebilecektir. Özellikle Türkmenistan, Kazakistan ve Azerbaycan limanlarında lojistik merkezler ve serbest ticaret sahaları kurulması, Trans Hazar işbirliğinin gelişmesine ve derinleşmesine katkı sağlayacaktır (www.mfa.gov.tr). Burada belirtmek gerekir ki bu güzergâh sadece Çin mallarını Avrupa’ya taşıyan bir transit olmayacaktır. Aynı zamanda Orta Asya ve Güney Asya ülkelerinin malları da Avrupa pazarlarına ulaşımını sağlayacak, bölgesel ticaretin artmasına ve ekonomik büyümenin teşvik edilmesine katkı sağlayacak bir projedir. Ayrıca burada tersi yönden ticari hareketliliği ya da akışı da göz ardı edilmemesi gerekir. Zira Orta Asya ve Güney Asya ülkeleri Avrupa’nın önemli pazarları konumundadır. O nedenle bu güzergâh aynı zamanda Avrupa malları da Orta Asya ve Güney Asya ülkelerine düşük maliyetle ve güvenli olarak taşıma imkânı verecektir. 

Diğer taraftan çok uzun bir zincirden oluşmakta olan Zengeur Koridoru, zincirin halkaları üzerinde yaratacağı kaldıraç etkisi sonucu çok geniş bir alanda ekonomik katma değer yaratacaktır. Mesela Pakistan’ın Karaçi şehrinden Türkiye’ye taşıma yapan bir tır dokuz günde Türkiye’ye gelmekte ve İran gümrüğünde iki gün beklemektedir. Bahsi geçen noktadan deniz yolu ile ulaşım sağlanması halinde ise söz konusu ulaşım 26 gün sürmektedir. Bu taşımanın karayoluyla sağlanması halinde 5.500 dolar, deniz yolu ile ulaşım sağlanması halinde ise 6.500 dolar ödenmektedir. Bu yolla Pakistan ürünlerinin Türk pazarına, Hindistan ürünlerinden daha hızlı ulaşması ve Pakistan ekonomisine de katkı sunulması hedeflenmektedir. Dolayısıyla açılan herhangi bir koridorun, bütünsel bir bakış açısı ile değerlendirildiğinde birçok ülke için kaldıraç etkisi oluşturduğu görülmektedir. Aynı şey Zengezur Koridoru’nun açılmasının ulaştırma ve lojistik avantajları sayesinde bölgede bu yönlü kaldıraç etkisi oluşturması beklenmektedir (Serhat Kalkınma Ajansı, 2020: 16).

Zengezur koridorun sadece yük ve insan taşımacılığı açısından değil aynı zamanda enerji nakil hatları açısından da önem arz etmektedir. Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Azerbaycan enerji rezervlerinin bu koridorda taşınarak Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması alternatifi ortaya çıkmaktadır. Bu projenin gerçekleşmesi halinde oluşacak alternatif enerji nakil hatlarıyla Orta Asya ülkelerine sahip oldukları zengin enerji kaynakları Batıya pazarlama imkânı sağlarken, Batı’ya da enerji kaynaklarını çeşitlenmesi ve enerji arz güvenliğinin sağlanması imkânı verecektir. Bu durum bölgesel kalkınma için ciddi avantaj sağlayacaktır. 

Bunlara ek olarak bir bölgede sınırın kapalı olması halinde sınırın bir tarafında kalan halkın yüzünü Batı’ya diğer tarafında kalan kısmının ise doğuya çevirmesine neden olmaktadır. Bu şekilde olan şehirlerde genç nüfusa gelir sunacak iş imkânlarının oluşmadığı için yoğun göçlerin yaşanmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla siyaset bilimcileri tarafından “Modern İpek Yolu” olarak görülen Zengezur Koridoru’nun açılması, genç nüfusu yerelde tutabilecek ve bu alanda gelir elde etmelerine katkı sunabilecek nitelikte bir konu olduğundan TRA2 Bölgesi (Ağrı, Ardahan, Iğdır ve Kars) illerinin kalkınması açısından da önemli görülmektedir (Serhat Kalkınma Ajansı, 2020: 15). 

  1. TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATININ

ZENGEZUR KORİDORUNA İLİŞKİN  FAALİYETLERİ

SSCB’nin dağılmasıyla birlikte dünya ailesine Türkiye Cumhuriyeti dışında beş Türk Devleti daha katılmış ve bu durum uluslararası arenada “Türk Asrı” yorumlarına neden olmuştur. Türkiye bir taraftan genç Türk Devletlerini uluslararası düzene entegrasyonu konusunda çaba sarf ederken diğer taraftan da aynı tarihi kökene ve medeniyete sahip kardeş ülkeler ile işbirliği geliştirmenin yoluna gitmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın evsahipliğinde, Azerbaycan Devlet Başkanı Ebulfezl Elçibey, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, Kırgız Cumhuriyeti Devlet Başkanı Askar Akayev, Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov ve Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurad Niyazov’un katılımlarıyla Ankara’da gerçekleştirilen Birinci Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi ilerleyen yıllarda da devam etmiş ve 2009 yılında Nahcivan’da yapılan 9. Zirvede imzalanan Nahçıvan Anlaşması ile bu oluşum “Türk Konseyi” (Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi) adı altında kurumsallaşmıştır. Karabağ Zaferi sonrasında 12 Kasım 2021’de İstanbul’da “Dijital Çağda Yeşil Teknolojiler ve Akıllı Şehirler” temasıyla toplanan Zirve’de Liderler, “Türk Konseyi”nin ismini “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak değiştirilmesi kararı almışlardır. Türk Devletlerinin Bağımsızlığının 30. Yıldönümüyle örtüşen bu Zirvede Türkmenistan’ın Teşkilata gözlemci üye olarak katılmış ve Teşkilatın yol rehberi niteliğinde Türk Dünyası 2040 Vizyon belgesinin onaylanmıştır. Böylece bu Zirve’de devletler resmi anlamda kendilerini ilk kez “Türk Devletleri” olarak ifade etmiş ve “Türk Dünyası” ilk kez resmi belgede yer almıştır.

Türk Devletleri arasında çoklu işbirliği alanları ile ilgili önemli bir belge olan Türk Dünyası 2040 Vizyon belgesinde Türk Devletlerinin ticaret hacminin geliştirmeleri ve Orta Koridor alanında işbirliği konusunda işbirliği alanları belirlenmiştir. Belgenin “Nakliye ve Gümrük” alt başlığı altında üye ülkelerin Orta koridor ve Zengezur konusunda işbirliği hususundaki orta iradelerini ortaya koymuşlardır. Söz konusu işbirliği şu şekilde ifade edilmiştir:

“- Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridorunu Doğu ile Batı arasındaki en kısa ve en güvenli ulaşım bağlantısı haline getirme ve Üye Devletleri bu Koridor üzerinden bölgesel ve küresel tedarik ve üretim zincirlerine dahil etme, 

Üye Devletlerin sınır geçişi için gümrük ve transit prosedürlerini sadeleştirme ve uyumlu hale getirme, Üye Devletler arasında iyi gelişmiş ve birbirine bağlı sert ve yumuşak taşımacılık altyapı projeleriyle bölge içi bağlantısallığı sağlamaya yönelik yatırımları artırma, 

Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru için taşımacılık politikalarını ve yük ile ilgili teknik standartları uyumlu hale getirme, 

Üye Devletler tarafından ulaştırma alanındaki uluslararası sözleşmelerin etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak için yakın işbirliği yürütme,

-Çeşitli uluslararası ekonomi platformlarında Zengezur Koridor’unun ortaklaşa tanıtımını yapma

Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) ilk Zirvesi niteliğinde Semerkant’a yapılan 8. Zirvede alınan kararlar içinde de Orta

Koridor alanında işbirliği yönünde önemli kararlar alınmıştır. Türk Devletleri Teşkilatı Dokuzuncu Zirvesi Semerkant Bildirisinin “Siyaset, Dış Politika ve Güvenlik Konularında İş Birliği” alt başlığında “Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı-Orta Koridorunun potansiyelinden istifade ederek bölgesel bağlantıyı güçlendirmek, ticari ilişkileri geliştirmek ve bölgesel ve uluslararası konularda mevcut işbirliğini güçlendirmek amacıyla 27 Haziran 2022’de Bakü’de düzenlenen Azerbaycan-Kazakistan-Türkiye Dışişleri ve Ulaştırma Bakanları Birinci Üçlü Toplantısında ve 2 Ağustos 2022’de Taşkent’te düzenlenen Azerbaycan-Türkiye-Özbekistan Dışişleri, Ticaret/Ekonomi ve Ulaştırma Bakanları Toplantısında sağlanan başarıları memnuniyetle karşıladıklarını” belirtilerek “Ekonomik Ve Sektörel İş Birliği” alt başlığında Orta Koridor ve Zengezur konusunda şu kararlar alınmıştır:

“Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru boyunca taşımacılık faaliyetlerini kolaylaştırmak ve Üye ve Gözlemci Ülkeler arasında ulaştırma iş birliğini güçlendirmek için önemli bir adım olarak, “TDT Üye Ülkeleri Arasında Uluslararası Kombine Yük Taşımacılığı Anlaşması”nın imzalanmasını ve “Ulaştırma Bağlantılılık Programı”nın kabul edilmesini takdir ettiklerini;

Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru boyunca altyapının arttırılması için iş birliğinin daha da geliştirilmesinin yanı sıra, güzergahın transit potansiyelini artırmak ve bölgesel ve uluslararası ulaşım sistemlerine entegre etmek için ulaşım, sınır ve gümrük prosedürlerinin dijitalleştirilmesinin önemini kaydettiklerini;

Üye Ülkelerin, Zenzegur Koridorunun en yakın zamanda açılması, “Bakü-Tiflis-Kars” demiryolu hattının kapasitesinin arttırılması, Avrupa ile Asya arasındaki ulaşım hatlarının daha iyi bağlantılandırılması ve çeşitlendirilmesine katkıda bulunan, “Özbekistan-Kırgızistan-Çin” ve “Tirmiz-Mezar-ı Şerif-Kabil-

Peşaver” demiryolu hatlarının inşası için gösterdikleri çabaları desteklediklerini;

27 Ekim 2022 tarihinde Taşkent’te gerçekleştirilen TDT Üye Devletlerinin Demiryolu İdareleri Başkanları İlk Toplantısı ve TDT Kardeş Limanlarının Beşinci Toplantısının sonuçlarını takdir ettiklerini; demiryollarının transit potansiyelinin daha da geliştirilmesi, ulaştırma operasyonlarının dijitalleştirilmesi ve demiryolu idareleri, deniz ve kara limanları ve lojistik merkezleri arasındaki ağın genişletilmesi konularında yakın işbirliğini teşvik ettiklerini;”. 

Türkmenistan’da 14 Aralık’ta gerçekleşen Türkiye, Türkmenistan ve Azerbaycan Devlet Başkanları Birinci Zirvesi’nin akabinde yayımlanan 25 maddelik ortak bildiride tarafların Orta Koridora yönelik işbirliğine;

Taraflar, üç ülkenin ulaştırma, lojistik ve transit alanındaki büyük potansiyelini göz önünde bulundurarak, ulaştırma alanındaki işbirliğinin geliştirilmesine özel önem atfederler.

Taraflar, Büyük İpek Yolu’nu Türkiye, Türkmenistan, ve Azerbaycan’dan geçen tarihi güzergahı boyunca canlandırma amacıyla Lapis-Lazuli Transit, Ticaret ve Ulaşım Rotası ile Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridorunun önemine vurgu yapmışlardır.”  şeklinde iki madde ile kuvvetle vurgu yapmışlardır.  Sonuç olarak Orta Koridor ve Zengezur Güzergahı sadece Türkiye ve Azerbaycan öncülüğünde Türk Devletleri Teşkilatı projesine dönüştüğünü söylemek mümkündür. Bu projenin hayata geçmesinin bölgede doğuracağı ekonomik canlanma ile Türk Devletleri arasında siyasi açıdan da entegrasyona katkı sağlayacağını söylemek mümkündür. Türkiye’nin son dönemlerde Türk Devletlerine yönelik yeniden şekillenen dış politikası da bu sürece olumlu katkı sağlayacağını söylemek mümkündür.

Son dönemlerde Türkiye’nin Türk Cumhuriyetlerine yönelik politikalarında, enerji ve kültürel alanlardaki iş birliklerden farklı, yeni iş birliği ortamlarının yaratılması ve bölgenin uluslararası toplumla bütünleşmesinin hızlandırılması hususları ön plana çıktığı görülmektedir. Türkiye’nin Türk Devletlerine ilişkin izlediği politikada gözlemlenen bir diğer bakış da, bölgede önemli etki alanına sahip Rusya ve Çin Halk Cumhuriyetinin de Türkiye’nin Orta Asya’da gerçekleştirmeye çalıştığı iş birliği girişimlerine dâhil etmesi olduğunu söylenebilir. Zira bölgeye yönelik büyük projelerin gerçekleştirilmesinde Çin ve Rus katkısı söz konusu projelerin Türk Devletlerine olan iktisadi maliyeti düşürecektir. Diğer taraftan bölgedeki siyasi ve iktisadi dengeler konusunda oldukça hassas olan Rusya ve bu hassasiyeti giderek daha çok paylaşmaya başlayan Çin’in Türkiye’nin girişimlerine dâhil edilmesi, bu iki devletin daha önceki bölge dışı girişimlere yönelik yaklaşımlarında olumlu yönde değişimlere neden olacaktır. Türkiye’nin temel dış politika başlıkları arasında yer alan “çok taraflı ulaştırma politikası” Türkiye’nin bölgeye yönelik dış politikasının değişen niteliklerini incelemek açısından önem arz etmektedir (Toprak, 2020: 22-23).

SONUÇ

Azerbaycan’ın İkinci Karabağ Savaşında zaferle çıkması üzerinde Rusya’nın arabuluculuğunda imzalanan üçlü deklarasyonda yer alan Zengezur Koridorunun açılmasıyla ilgili hüküm dünya kamuoyu kadim İpek Yolu’nun yeniden hayatı bulabileceğine konusuna odaklanmaya yol açtı. Büyük bir ticaret hacmi güzergahı üzerinde bulunan ve alternatiflerine göre daha avantaj sağladığına ilişkin yorumları yapıldığı Orta Koridor ile ilgili çalışmaların devam ettiği bir dönemde bu koridorun en avantajlı güzergahını teşkil edecek olan Zengezurun gündeme başta bölge ülkeleri olmak üzere küresel aktörleri de harekete geçirdi. Rusya – Ukrayna savaşının ardından, Kuzey Koridorunun riskli hale gelmesiyle de Orta Koridor’a yatırım yapan ülkeler için büyük ve yeni bir fırsat doğurdu. Bir taraftan bu fırsatları değerlendirmek isteyen ülkeler bu koridorun potansiyel kazançlarından daha çok pay almaya çalışırken, diğer taraftan ise bu Koridorun oluşturacağı yeni dengeden yeterli pay alamayacaklarını ya da mevcut imkanlarından mahrum kalacaklarını hesaplayan ülkeler ise aksi yönde faaliyetler içine girdiler. Bu da bölgede yeni bir jeopolitik dengenin oluşmasına yol açacak gelişmelere yol açmıştır. 

Asya ile Avrupa kıtası arasında en güvenli ve en kısa ticaret yolu olma konusunda büyük bir potansiyele sahip Orta Koridorun anahtar ülkeleri olan Azerbaycan ve Türkiye ise bir taraftan Orta Koridorun Bakü-Tiflis -Kars güzergahını daha etkin kullanımı üzerinde çalışırken, diğer taraftan da Türk Yolu olarak da adlandırılan Bakü-Nahcivan-Kars güzergahını işlerlik kazandırılacak Zengezur koridorunun açılmasına yoğunlaşmış bulunmaktadır. Bu güzergahın açılması Azerbaycan’ı hem yük-insan nakliyatı açısından hem de enerji konusunda kaynak ülke ve transfer ülkesi olarak Avrasya’nın lojistik üssü haline getirecektir. 

Asya’yı Hazar Denizi üzerinden Türkiye ve Avrupa ile birleştirmesi imkânı sağlayan Orta Koridor projesi Türkiye’nin temel dış politika konuları arasında yer verilen çok taraflı ulaştırma politikasının bir bileşimi olarak görmek mümkündür. Bununla birlikte Türkiye açısından Orta Koridoru diğer alternatif güzergahlardan farklı yapan özellikle ise bu güzergâh Türkiye’yi Türk dünyası ile bağlayan ve önemli kısmı Türk topraklarında geçen bir güzergahtır. Bilindiği üzere Türkiye bu projeyi sadece ekonomik bir proje olarak görmemekte, ortak tarih ve ortak medeniyetten beslenen Türk Devletleriyle bir entegrasyon projesi olarak görmektedir. SSCB’nin dağılmasıyla bu yana Türkiye’nin Türk Devletlerine yönelik dış politikası iki temel eksen üzerinden şekillenmiştir. Birincisi Türkiye bağımsızlıklarını ilan eden Türk Devletlerinin toprak bütünlüğünü, siyasi ve iktisadi istikrarın sağlanmasını desteklemiş ve bu yöndeki tüm girişimlere katkı sağlamak. İkincisi ise genç cumhuriyetleri uluslararası toplumla bütünleşmesini de sağlayacak şekilde gerek bölge devletlerinin kendi aralarında gerekse bölgeye komşu diğer devletlerle çoklu işbirliği ortamı oluşturacak girişimlere öncülük etmek. Orta Koridoru projesi de bu eksende yorumlamak gerekmektedir. 

Zengezur Koridorunun açılmasının bölgesel ve küresel düzeyde birçok ektilerinden söz etmek mümkündür. Zengerzur koridorunun açılmasıyla inşa edilecek karayolu ve demir yolunun Türkiye’nin ulaşım ağı ile entegre edilmesi bölgesel ve küresel ölçekte ulaşım ağının gelişmesine imkân sağlayarak, dünya lojistik sisteminde alternatif bir alan yaratacaktır. Böylece Çin ile Avrupa hatta diğer kıtalar arasında daha kısa ve daha az maliyetli aynı zamanda güvenli yeni bir güzergâh hayat bulacaktır. Aynı zamanda bu ulaşım güzergahının oluşturacağı sinerji ile bölgesel ticaret hacmi ve işbirliği imkanı artırarak bölgede kalkınma hamlesi ve istikrarın oluşmasına katkı sağlayacaktır. 

how can we help you?

Contact us at the Consulting WP office nearest to you or submit a business inquiry online.

Consulting theme is an invaluable partner. Our teams have collaborated to support the growing field of practitioners using collective impact.

Donald Simpson
Chairman, Bluewater Corp