Terörizmin toplumsal yapı üzerindeki olumsuz etkileri: Ermenistan örneğiBabək Məhərrəmov - Bartın Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Sosyoloji Bölümü Yüksek Lisans
E-mail:maherremovbabek@gmail.com
Tel: +994709969687

Tarihe baktığımızda, geçmişten bugüne kadar savaşlar, organize suçlar ve terör eylemleri toplumsal yapıyı olumsuz yönden etkilemiştir. İlk çağ, orta çağ ve hatta modern çağda ortaya çıkan savaşlar sonucunda binlerce, milyonlarca insan yaşamını kaybetmiş ve insanların büyük çoğunluğu ekonomik, sosyal açıdan zor şartlar altında yaşamaya mecbur olmuştur. 1914-1918 yılları arasında meydana gelen Birinci Dünya Savaşı sırasında 16 ile 19 milyon insanın öldüğü düşünülmektedir. Bu insanların 9 ile 10 milyonu asker 7 ile 9 milyonu ise sivil insanlardır.[1] 1939-1945 yılları arasında meydana gelen İkinci Dünya Savaşı sırasındaysa asker ve sivil olmak üzere toplamda 38 milyon insan hayatını kaybetmiştir (Göktaş, S. ve Zengin, E. 2020: 1070). Her iki savaş sırasında milyonlarca asker ve sivil hayatını kaybetmiş ve milyonlarca insan savaş yüzünden büyük mağduriyet yaşamıştır. Etkileri uzun süre devam eden dünya savaşları sırasında birçok kişi ise açlık, hastalık yüzünden hayatını kaybetmiştir. Ayrıca savaş yüzünden birçok asker ve sivil vücudunun uzuvlarını kaybetmiş ve yaşamını bu şekilde sürdürmek zorunda kalmıştır. Tarihte sadece bu iki yıkıcı savaş sonucunda insanlar mağduriyete uğramamıştır. Geçmişten bugüne kadar yaşanan tüm savaşlarda insanlar yaşamını, sağlığını kaybetmiş ve sosyal, ekonomik, eğitim, sağlık vb. gibi hususlarda büyük mağduriyet yaşamıştır. Savaşların yanı sıra organize suç örgütleri ve terör teşkilatları da toplumsal yapıyı tehdit eden bir faktördür. Dünyanın çoğu ülkesinde faaliyet gösteren çeşitli mafya ve suç yapılanmaları insan, organ, kadın, silah, uyuşturucu ticareti sebebiyle hem insanların yaşamlarını hem de kamu güvenliği ve sosyal yaşamı tehdit etmektedir. Günümüzde ABD, İtalya, Meksika, Kolombiya, Rusya, Çin, Japonya gibi ülkelerde faaliyet gösteren organize ve uluslararası birçok suç yapılanması olduğu bilinmektedir. Bu yapılanmaların faaliyetleri sonucunda hem devletler hem de toplumlar zarar görmektedir. Bu tarz yapılanmaların yanı sıra tarih boyunca farklı terör teşkilatları mevcut olmuştur. Günümüzde de birçok yeni terör teşkilatı ortaya çıkmaktadır. Bu terör teşkilatları genel olarak Ortadoğu ve çevresinde ortaya çıkan teşkilatlardır. Soğuk savaş sonrasında Ortadoğu’da birçok İslami terör teşkilatı ortaya çıkmış ve halen çıkmaya devam etmektedir.  Bunların bazıları; El Kaide, Taliban, Boko Haram, Hizbullah, İşid ve benzeri örgütlerdir. Bu örgütlerin faaliyeti sonucunda binlerce insan yaşamını kaybetmiş ve daha fazlası büyük mağduriyet yaşamıştır. 

Tarihe baktığımızda Türki devletlerde terör konusundan mustarip olmuşturlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yaşayan hem asker ve polis hem de sivil olan on binlerce insan, 1984 yılında kurulan PKK terör örgütünün eylemleri sonucunda yaşamlarını kaybetmiş ve birçoğu da büyük zorluklar yaşamıştır.[2] 

Azerbaycan ise geçmişten günümüze daima Ermenilerin tacizlerine ve terör eylemlerine maruz kalmıştır.  20. yüzyılın başından itibaren birçok farklı Ermeni terör teşkilatı Azerbaycan’a karşı eylemler yapmıştır. Birinci Karabağ Savaşı sırasındaysa askerlerin yanı sıra sivil halka karşı büyük insanlık suçları işlemiştirler. 26 Şubat 1992 yılında Azerbaycan’ın bir bölgesi olan Hocalı’da kadınlara, çocuklara ve yaşlılara karşı akıl almaz işkenceler yapılmıştır. Ermenilerin Azerbaycanlılara karşı 1903-1905 ve 1917-1920 yıllarında ve 1992 yılında Hocalı’da gerçekleştirdikleri soykırımlar Ermenilerin büyük terör eylemlerinin ve genel olarak Ermeni terörizminin bir delili niteliğindedir. 

Bir Kavram Olarak Terör ve Terörizm

Terör kavramının kökeni Latince’den gelmektedir. Terör kelimesinin etimolojik olarak korkutmak, ürkütmek, sindirmek gibi anlamlar taşıyan “terrere” kelimesinden geldiği bilinmektedir. Fransızca yayınlanan Petit Robert sözlüğü terör kelimesinin anlamını “bir toplumda bir grubun halkın direnişini kırmak için yarattığı ortak korku” olarak belirtmiştir (Yayla, A. 1990: 335). Literatüre bakıldığında terör kelimesinin, bazen şiddet, siyasal şiddet ve anarşi kelimeleriyle eş anlamlı olarak kullanıldığı görülmektedir. Günümüzde TDK sözlüğünde terör kelimesinin anlamı, “Karşı tarafa korku salma, cana kıyma, malı yakıp yıkma; yıldırı, tedhiş” olarak gösterilmektedir.[3] Bunun yanı sıra Türkiye’de uzun yıllar terör kelimesi anarşi kelimesiyle eş anlamlı kullanılmıştır. Halk ise teröristleri uzun yıllar boyunca anarşistler olarak adlandırmıştır (Yayla, A. 1990: 335).

Çoğu zaman insanlar tarafından birbirine karıştırılsa da aslında terör ve terörizm kavramları farklı anlamlar ifade etmektedir. Bir kavram olarak terör, insan gruplarının kontrolsüz bir şekilde şiddete başvurması ve katliamlar yapması anlamına gelmektedir. İnsan gruplarının kontrollü bir şekilde ve belirli bir ideolojik zemine dayanarak, iradi olarak gerçekleştirdikleri terör eylemleriyse terörizm olarak ifade edilmektedir. Terör ve terörizm konusunda önemli araştırmalar yapan Prof. Dr. Yılmaz Altuğ’a göre, terör çoğu zaman gayrı iradi olarak ortaya çıkmaktadır. Ona göre, terör ve kitle terörü kontrol edilememektedir. Yani gayri iradi bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Terörizm ise terörden farklı olarak iradi bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Terörizm, siyasi maksatlar için kullanılmaktadır. Ayrıca terörden farklı olarak terörizmin her zaman bir felsefi veya ideolojik dayanağı olmak zorundadır (Altuğ, Y. 1995: 18). 

Zaman ve mekân fark etmeksizin dünyanın neresinde olursa olsun terör eylemleri toplumsal yapıyı olumsuz yönden etkilemektedir. Terörizm için şiddet bir amaç değil, toplumu tedirgin etmek ve korkutmak için bir araçtır. Teröristler şiddete başvurarak amaçlarını gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Fiili terörizmden daha çok psikolojik terörizm toplumlar üzerinde etkili olmaktadır. Çünkü fiili terörizmde toplum, belirli bir düzeyde zarar görmektedir. Psikolojik terörizmdeyse toplumun göreceği zarar hem daha fazladır hem de belirsizdir. Bir örnek üzerinden açıklamak gerekirse, herhangi bir ülkenin başkentindeki en işlek sokağında bir bombanın infilak etmesi yüzlerce, belki de binlerce insanın hayatını kaybetmesine ve birçoğunun da sakat kalmasına sebep olacaktır. Ancak bombanın infilak etmeden kolluk kuvvetlerinin olaya el koyması sonucunda psikolojik terörizmin gerçekleşmesi için zemin doğacaktır. Her iki durumda da medya olayı halka açıklayacaktır. Bombanın infilak ederek, binlerce insanın ölmesine sebep olduğu fiili terörizm eyleminde insanlar korkacak ve tedirgin olacaktır. Ancak toplumdaki insanlar bu saldırıyı kınayacak ve terörizme karşı birleşecektir. Yani insanlar her ne kadar tedirgin olsa da bir cesaret sergileyerek terörizme karşı direnecektir. Bombanın infilak etmediği ihtimalde de medya aracılığıyla durumu öğrenen halk yine korkacak ve tedirgin olacaktır. Bunun yanı sıra insanların her biri orada olma ihtimalini ve bombanın infilak etme ihtimalini düşünerek büyük bir korku içine düşecektir. İnsanlar rahatça sokağa çıkmaya korkacak ve sağlıklı kararlara alamamaya başlayacaktır. Bu durum toplumda büyük bir paniğe sebep olacaktır. İlk ihtimalde fiili terörizm binlerce insanın hayatına son verse de ikinci ihtimalde psikolojik terörizm milyonlarca insanı korku ve panik içinde yaşamaya mecbur edecektir. Birinci ihtimalde insanlar her ne kadar korksa da bu menfur saldırı karşısındaki tavırları ve birbirlerinden aldıkları destek onları cesaretlendirecek ve bu eylemi yapan teröristlerin karşısında cesaretli bir şekilde durmalarına sebep olacaktır. Tabii ki, durum her zaman böyle olmayabilir. Ancak büyük ihtimalle çoğu durumda insanların verecekleri tepki bu doğrultuda olacaktır. Ancak ikinci ihtimal gerçekleştiğinde insanlar büyük bir panik yaşayacak ve teröristlerin karşısında cesurca durmak bir yana birbirlerine bile kenetlenemeyeceklerdir. Çünkü korku ve panik içinde olan her insan karşısındaki kişinin bir terörist olma ihtimaline karşı, onunla yakınlık kurmaktan kaçınacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, bir bombanın infilak ederek binlerce insanı öldürmesinden daha korkunç bir durum milyonların içine korku salmaktır. Her ne kadar ikinci ihtimalin gerçekleştiği durumda kimse yaşamını kaybetmemiş olsa da bu durum toplumda ilk ihtimalden daha fazla tahribat yaratacaktır. Bombanın infilak ettiği psikolojik terörizm geçekleştiğinde toplumun hemen hemen her alanında sorunlar ortaya çıkacaktır. Öğrenciler rahat bir şekilde okula, herhangi bir eğlence mekânına veya kafeye gidemeyecektir. Kolluk kuvvetleri olası bir terör eylemine karşı daima teyakkuzda olacak ve bu durum insanları daha da tedirgin edecektir. Görüldüğü üzere psikolojik terörizm fiili terörizmden daha korkunç ve tehlikelidir. Toplum, hem fiili terör eylemlerinin hem de psikolojik terör eylemlerinin sonucunda olumsuz olarak etkilenmektedir. 

Ermeni Terör Örgütleri

Ermeniler Türklere karşı terör eylemleri yapmak ve kendi amaçlarını gerçekleştirmek adına farklı terör örgütleri oluşturmuşturlar. Ermenilerin kurdukları en önemli terör örgütleri Armenakan Komitesi, Hınçak Komitesi, Taşnak Komitesi ve ASALA’dır. Armenakan Komitesi 1885 yılında Van’da kurulmuştur. Bu örgüt Türklere karşı faaliyet gösteren ilk Ermeni terör örgütüdür. Örgütün sloganı, “Kan dökmeden hürriyet elde edilemez” şeklindedir. Örgütün ideolojik zemini şiddete dayalı olmuştur. Bu durumu örgütün sloganından da açık bir şekilde anlamak mümkündür. Fransa’da yayınlanan “Armenia” gazetesi sayesinde kamuoyu oluşturmaya çalışmıştırlar. Örgüt, kendi amaçlarını gerçekleştirmek için tüm Ermenileri bir araya toplamaya çalışmıştır. Örgüte katılanlara silah ve para temin etmeyi, askeri eğitim vermeyi, gerilla kuvvetleri oluşturmayı, ideolojilerini benimsetmeyi ve ihtilalci fikirlerini gerillaların beynine yerleştirmeyi planlamıştırlar (Parmaksızoğlu, İ. 1981: 25). Ermenilerin oluşturduğu bir diğer terör örgütü olan Hınçak Komitesi veya Sosyal Demokrat Hınçakyan Partisi ise 1886 yılında İsviçre’de kurulmuştur. Bu örgütte fikirlerini yaymak için gazeteyi kullanmıştır. Örgüt üyeleri genel olarak Rus kökenli Ermenilerden oluşmaktadır. Hınçak Komitesi’nin ideolojik alt yapısı sosyalist ve Marksist temele dayanmaktadır. Hınçak örgütünün önderliğinde birçok eylemler gerçekleşmiştir. 1890 yılında örgütün liderleri arasında olan Cangülyan, Açıkbaşyan, Kılıçyan, Damadyan ve Boyacıyan’ın öncülüğünde İstanbul’da bir ayaklanma yaşanmıştır. Kumkapı Kilisesinde örgütle ilgili konuşmalar yapılmıştır. Ayrıca kilisede Cangülyan’ın Osmanlı tuğrasını ayakları altına alarak parçalamasından sonra, göstericiler Bab-ı Ali’ye gelmiştir. Sonrasında alınan önlemler sayesinde göstericiler dağıtılmış ve bu girişim sonuçsuz kalmıştır (Özşavlı, H. 2012: 155). Hınçak Komitesi 1897 yılında iki kola ayrılmıştır. Bir kısmı Asıl Hınçaklar (Nazarbeg taraftarı olanlar), diğer kısmıysa liderliğinde oluşturulan Yenilikçi Hınçaklar (Vera Gazmıyal Hınçaklar) (Uras, 1987: 437). Komite bölündükten sonra farklı sorunlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Öncelikli olarak Hınçakların benimsediği sol ideoloji halk tarafından desteklenmemiştir. Ayrıca örgütün iki kola ayrılması sonucunda taraflar arasında anlaşmazlıklar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu sebepten her iki taraftan olan insanlar yaralanmış ve bazıları öldürülmüştür. 1902 yılında çatışmalar daha da şiddetlenmiş ve örgütün bazı üyeleri Kafkasya, Rusya, Mısır ve İran, İngiltere ve Bulgaristan’da sokak kavgaları zamanı ya da suikast sonucunda öldürülmüştür. Bunun yanı sıra örgüt, I. Dünya savaşı sırasında Ruslarla işbirliği yapmak suretiyle faaliyetlerine devam etmiştir (Özşavlı, H. 2012: 155 – 156). 

Ermenilerin oluşturduğu diğer terör örgütü ise Taşnak Komitesi veya Ermeni Devrimci Federasyonu’dur. Christafor Mikaelyan, Stepan Zoryan ve Anarşist Simon Zavarian Tiflis’te bir araya gelerek Ermeni Devrimci Birliği örgütünü kurmuştur. 1892 yılında Abraham Tasdagyan, Hovanes Loris-Melikyan ve Levon Sakisyann’da aralarına katıldıktan sonra örgütün adı “Taşnaksütyun” olarak değiştirilmiştir. Taşnak Komitesi’nin doğu ve batı büroları oluşturulmuştur. Bu bürolar kendileri için belirlenen bölgelerde, amaçları doğrultusunda faaliyet göstermiştir. Teşkilatın önemli isimlerinden olan Mikaelyan, Komitenin ilk kurultayında önemli bir konuşma yapmıştır. Mikaelyan konuşmasında: 

Böyle bir zamanda kişisel çıkarları bir tarafa bırakıp ulusal çıkarlar uğruna tüm Ermeniler birleşmelidir. Bu nedenle, “Ermeni Devrim Cemiyetleri” tek bir bayrak altında toplanmalıdır. Türkiye’deki Ermenilerin siyasi ve ekonomik bağımsızlığını elde etmesinden ötürü tüm Ermeniler birleşip Osmanlı hükümetine karşı savaş ilan etmeli ve hürriyet için son damla kanına kadar savaşmalıdırlar (Süslü’den akt. Rzayev, R. 2019: 37).

Taşnak Komitesi’nin amacı “Büyük Ermenistan” projesi olmuştur. Ayrıca Türklerin sözde Ermenilere karşı işledikleri suçlara karşı tazminat ödemesini sağlamak hedefleri arasında olmuştur. Taşnak Komitesi’nin nihai amacı Türklerden tazminat alınması ve Türkiye’den toprak koparılarak “Büyük Ermenistan”ın oluşturulması olmuştur (Uras,1987: 445). Taşnak Komitesi, Osmanlı İmparatorluğu zamanında birçok terör eylemi yapmıştır. Örgütün eylemlerinin hedefi her zaman Türkler olmuştur. Yukarıda belirtilen Mikaelyan’ın konuşması ve “Büyük Ermenistan” projesi bu örgütün nasıl bir terörist yapılanma olduğunu gösterir niteliktedir. 

Ermenilerin önemli bir diğer terör örgütü ise ASALA’dır. 20 Ocak 1975 yılında Beyrut’ta kurulan ASALA (Armenıan

Secret Army for the Lıberatıon of Armenıa) terör örgütü 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında Yunan menşeili gizli servislerin desteği sayesinde kurulduğu düşünülmektedir. Kuruluşundan sonra SSCB tarafından yönlendirilen ASALA’nın ideolojisinin Hınçaklarla benzer olduğu bilinmektedir. Örgüt, Marksist ve Leninist bir ideoloji benimsemiştir. ASALA terör örgütünün kurucusu eylemlerinde Agop Agopyan, Vahram Vahramian ve

İran İramian takma isimlerini kullanmış Harutyun Tokaşyan’dır (Çanakçı, D. 2022: 6). ASALA, ilk kez 20 Ocak 1975 yılında Beyrut’taki Dünya Kiliseler Bürosu’na karşı yaptığı saldırı sonucunda tanınmıştır. Bu sırada örgüt kendi amacını açıklamış ve Türkiye’yi düşman olarak gördüğünü belirtmiştir. Bu davalarınınsa sadece silah yoluyla çözülebileceğini ifade etmiştir. Sonrasında Fransa’daki Türk temsilciliklerine karşı terör eylemleri gerçekleştirmiştirler. Türklere yönelik birçok te-

rör eyleminden sorumlu olan ASALA, kurucusu olan

Agopyan’ın 1988 yılında Atina’da maskeli şahıslar tarafından öldürülmesinden sonra bölünmeye başlamıştır. Bu durum örgütü oldukça zayıflatmıştır. Agopyan’ın ölümünden sonra ASALA, ASALA-PMLA (Halk Hareketi), ASALA-MR (Devrimci Hareket), ve Sassoon adını taşıyan üç farklı gruba bölünmüştür (Bal, İ. ve Çufalı, M. 2006: 673). 1990’lı yıllardan başlayarak ASALA terör örgütü Ermenistan ve Dağlık Karabağ’a yerleşmiştir. Burada Azerbaycan’a yönelik terör eylemleri gerçekleştirmiştir. SSCB’nin çöküşünden sonra 1991 yılında Ermenistan bağımsızlığını ilan etmiştir. Bağımsızlığını ilan eden Ermenistan, ASALA’nın tüzüğünün temel ilkesini oluşturarak, ülkenin egemenliğine herhangi bir şekilde zarar vermesinden kaçınması ve terör eylemleriyle değil devletin inşasıyla gerektiğini temel ilke olarak belirtmiştir (Saribayova, S. 2023: 69). Bu durum ASALA’nın terör eylemlerini tamamen durdurmasına sebep olmuştur. 

Azerbaycan’a Yönelik Ermeni Terörizmi 

Ermeniler, 1903-1905, 1917-1920 ve Birinci Karabağ Savaşı sırasında Azerbaycanlılara karşı terörizm faaliyetleri yürütmüştürler.  Ermeniler Azerbaycan halkına karşı ilk kez 1905 yılında terör faaliyetlerine başlamıştırlar. Terör eylemleri Bakü’den başlamış ve sonrasında diğer bölgelere yayılmıştır. Ermeniler Azerbaycanlılara karşı uyguladıkları insanlık dışı işkenceleri öldükten sonra onların cesetlerine de uygulamıştırlar. Ermeniler, 1905 yılının 6-10 Şubat tarihleri arasında Bakü’de yüzlerce sivil insanı işkence ederek öldürmüş ve bu olay tarihe

“Bakü’deki Kanlı Katliam” olarak geçmiştir. Ermenilerin bu insanlara işkence ederek öldürmelerinin tek sebebi onların Türk ve Müslüman olması olmuştur. Ermenilerin bu eylemleri sadece Azerbaycan’da değil tüm Güney Kafkasya’da yaşayan Türk Müslümanlara yönelik olmuştur. Bakü dışında Erivan, Nahcivan, Gümrü, Şuşa, Gence, Kazah, Tiflis gibi şehirlerde yaşayan Türklere karşı da büyük terör eylemleri gerçekleştirmiştirler. Bu terör faaliyetleri sonucunda, 10 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş ve yaklaşık 100 bin kişi yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmıştır (Mustafa, N. 2017: 24). Ermenilerin bu katliamı yapmaları “Büyük Ermenistan” projesi için atılan ilk adım niteliği taşımaktadır. 

Ermeniler, 1917-1920 yılları arasında Azerbaycanlılara karşı yeniden terör eylemleri gerçekleştirmeye başlamıştırlar. Ermeniler Doğu Anadolu bölgesinde planladıkları Ermenistan devletini kuramadıkları için Ruslarla anlaşarak bu projelerini

Azerbaycan’da gerçekleştirmeye çalıştılar. Bu sebepten Güney Kafkasya’ya 260 bin Ermeni getirilerek Erivan’a yerleştirilmek istenilmiştiler. Bu yüzden Ermeniler, Erivan’da yaşayan Azerbaycanlılara karşı etnik temizlik yapmaya başlamıştır. Mart 1918 yılına kadar Ermeniler tarafından Erivan’da 199 Azerbaycan köyüne saldırılar yapılmıştır. Eylül 1919’a kadar ise Eçmiyazin Kazası’nda 62 Azerbaycan köyü harap edilmiştir. 2021 Mart 1918 tarihinde Erivan’ın Güzeldere köyünde 600 sivil Ermeni teröristler tarafından öldürülmüştür. 17-31 Ağustos tarihleri arasında daha 50 köy büyük tahribata maruz kalmıştır. Bu saldırılar sonucunda 50 bin sivil yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmıştır. 1917 yılının Aralık ayından başlayarak 1918 yılının Mart ayına kadar Ermeni teröristler Azerbaycanlıların yaşadığı 199 köye saldırılar gerçekleştirerek 135 bin insana karşı acımasız işkenceler uygulamıştırlar (Rzayev, R. 2019: 64-65). 1917 yılında Lenin tarafından Bakü Halk Komiseri olarak atanan Stephan Şamuyan, Ermeni Bolşevik ve Taşnaklara Türk Müslümanlarının öldürülmesi emrini vermiştir. Şamuyan’ın önderliğinde Türklere karşı terörizm girişimleri başlamış ve insanlar işkencelere maruz kalarak öldürülmüştür. Bu terörist eylemlerin zirve noktasıysa 31 Mart 1918 yılında gerçekleştirilen katliam olmuştur. Şaumyan ve arkadaşları Avakyan, Ter-Mikaelyan, Saakyan, Lalayan gibi isimler bu soykırımı gerçekleştirmiştir. Bu soykırım sırasında 20 bin fazla Azerbaycanlı katledilmiştir. Dönemin Dış İşleri Bakanı M. Hacınski’nin Ermeni teröristler tarafından öldürülen Müslümanların ve ortaya çıkan maddi zararın araştırılması için komisyon kararını imzalamıştır. Hacınski’nin imzaladığı karar şu şekildedir:

4 aydan fazladır ki, Azerbaycan’da faaliyet gösteren Bolşevik ve Taşnak güçleri Müslümanlara karşı katliamlar gerçekleştirmektedirler. Bunun sonucunda zarar gören yerler tespit edilmelidir.  Ayrıca katledilen Müslümanların kimlikleri ve geride kalanlara yapılan zararın boyutunun araştırılması karara bağlansın (Mustafayev, B. 2014: 800).

 

Ayrıca bu olayların kamuoyuna duyurulması hususu da kamuoyunda belirtilmiştir. Ermeni teröristleri tarafından yapılan bu soykırımın istatistikleri oldukça dehşet vericidir.

 

Şamahı kazasının 58 köyü dağıtılmış, 7 bin kişi, 1653 kadın ve 965 çocuk öldürülmüştür.

Kuba (Guba) kazasının 122 Müslüman ve Yahudi köyü talan edilip yakılmıştır.

Yukarı Karabağ’da 150’den fazla köy yağmalanmıştır.

Zengezur kazasında 115 Müslüman köyü dağıtılmıştır.

Erivan Guberniyası’nda 211 köy yıkılmış, 132 bin Müslüman katledilmiştir.  Ermenilerin yaptığı mezalimler, Taşnak hâkimiyeti devrinde yürütülen “Türksüz Ermenistan” siyaseti neticesinde, Erivan Guberniyası’nın Müslüman-Türk nüfusunun sayısı 1916’de 375 bin kişi idi. Fakat 1922’de Müslümanların sayısı 70 bine inmiştir (Mustafayev, B. 2014: 800).

Ermeni teröristlerin gerçekleştirdiği bu katliam, tarihe “Mart Soykırımı olarak geçmiştir. SSCB’nin son dönemlerinde Azerbaycanlılar ile Ermeniler arasında gerginlik artamaya başlamış ve sonrasında bu gerginlik bir savaşa dönüşmüştür. Tarihe Birinci Karabağ Savaşı olarak geçen savaşta Ermeni teröristleri büyük katliamlar gerçekleştirmiştir. Bu savaşın sonucunda Azerbaycan, tarihi topraklarının bir kısmını kaybetmiştir. Savaş sırasında Dağlık Karabağ ve etrafındaki yedi bölgede insanlık dışı katliamlar gerçekleştirilmiştir. Ancak bu katliamların en dehşet vericisi, 26 Şubat 1992 yılında Hocalı’da gerçekleştirilen soykırımdır. Hocalı Katliamı sırasında Ermeniler, insan dışı birçok terör eylemi gerçekleştirmiştir. Sivil halka yönelik bu eylemlerde kadın, çocuk, yaşlı, hasta ayırmaksızın herkese ağır işkencelere maruz kalmıştır. Hatta ölen sivillerin cesetlerini bile tahrip etmiştirler. Hocalı Katliamı sonucunda Azerbaycan halkı bir kez daha Ermeni terörizminin kurbanı olmuştur. Ermenilerin Azerbaycanlılara karşı gerçekleştirdiği bu soykırım sırasında 63’ü çocuk ve 160’sı kadın olmak üzere toplamda 613 kişi öldürülmüş, 1275 kişi esir alınmış ve 150 kişiyse kaybolmuştur (Allahverdiyev, T. 2010: 88). 

Sonuç Yerine. Ermenilerin Azerbaycanlılara karşı gerçekleştirdiği terörizm, toplumsal yapıyı olumsuz yönden etkilemiştir. Hem 1903-1905 ve 1917-1920 yılları arasında hem de Birinci Karabağ Savaşı ve Hocalı Katliamı sırasında gerçekleştirilen terör eylemleri insanların yaşamını oldukça zorlaştırmıştır. Çoğu insan ailesini, sağlığını kaybetmiş, yaşadığı yerleri terk etmek zorunda bırakılmış ve bu katliama bizzat tanık olan herkes psikolojik travma almıştır. Ermeni terörizmi sonucunda hem devlet hem de toplum maddi ve manevi olarak büyük kayıplar yaşamıştır. Bu katliamlar sadece ona maruz kalanları veya onların yakınlarını değil, başta Azerbaycan olmak üzere tüm Türkleri derinden etkilemiştir. Terör eylemleri sonucunda Azerbaycanlılar ekonomik ve sosyal açıdan zor bir durumla karşı karşıya kalmıştır. Savaş sebebiyle devletin maddi olarak uğradığı zarar sebebiyle toplumda açlık, yoksulluk artmıştır. Ayrıca terör eylemleri sonucunda ülkede işsizlik artmış, öğrenciler eğitim hayatından geri kalmış, fiziksel ve psikolojik hastalıklar yükselmeye başlamıştır. Toplum her alanı savaş ve terör sebebiyle gelişim gösterememiştir. Bu durumun düzeltilmesi için uzun bir zamana ihtiyaç duyulmuştur. Uzun bir süre sonra Azerbaycan toplumu, terörün yarattığı olumsuzlukları aşarak gelişmeye başlasa da terör sebebiyle büyük bir kan kaybı yaşamıştır. 

[1] Detaylı bilgi için bkz: https://www.wikitarih.com/birinci-dunya-savasindakac-kisi-oldu/

[2] Detaylı bilgi için bkz:

https://www.mfa.gov.tr/pkk.tr.mfa#:~:text=1984%20y%C4%B1l%C4%B1n daki%20kurulu%C5%9Fundan%20itibaren%20onbinlerce,g%C3%B6zetme mekte%2C%20tedhi%C5%9F%20duygusu%20yaratmaya%20%C3%A7al %C4%B1%C5%9Fmaktad%C4%B1r.

[3] Detaylı bilgi için bkz: https://sozluk.gov.tr/

how can we help you?

Contact us at the Consulting WP office nearest to you or submit a business inquiry online.

Consulting theme is an invaluable partner. Our teams have collaborated to support the growing field of practitioners using collective impact.

Donald Simpson
Chairman, Bluewater Corp