İran’ın Zengezur Koridoru PolitikasıDr. Kerim ASKERİ
E-mail: kerimaskeri79@gmail.com

Dr. Elnur PAŞA - Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler bölümü
E-mail: elnurpasa@yahoo.com

A-1991 Sonrası Bakü- Tahran ilişkileri

1991’de bağımsızlığını kazanan Kuzey Azerbaycan Cumhuriyeti (Kuzey Azerbaycan) bağımsızlığı çok müstesna ve kendine özgü bir durumu ortaya çıkarmıştır. Çünkü Azerbaycan Türklerinin büyük kısmı olan Güney Azerbaycan, yüzölçümü ve nüfusu yeni bağımsızlığına elde eden Azerbaycan Cumhuriyeti’nin en azı üç katından daha fazlası İran devletinin birleşiminde yer almaktaydı. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlık ilanından sonra İran, bağımsızlığını Türkiye gibi bazı komşu ülkelerden daha sonra kabul etmiştir. (Askeri, Kerim,

2022, s. 89) 1991’den günümüze Azerbaycan yönetiminde dört farklı dönemde ülkenin İran ile ilişkileri incelenecektir.

 

1- Ayaz Muttalibov Dönemi (1991-1992)

Ayaz Muttalibov iktidarda olduğu sürece; Rusya ve Türkiye ile olduğu gibi İran ile de iyi bir ilişki kurmaya çalışmıştı.

(Aslanlı A.,          Hesenov              İ.,            2005,    s.17)      Azerbaycan

Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olarak, ilk dış ziyaretini İran’a yaptı.1991 yılının sonlarındaki yapılan bu ziyarette,

Bakü’nun Tahran’la ilişkiler konusunda büyük umutları vardı. Tahran’da yapılan görüşmelerde, bölgenin demiryolları Ermenilerce kapatılmış olan Azerbaycan-Nahcivan bağlantısı konusunda; İran Azerbaycan toprakları üzerinden yapılması kararlaştırıldı. Aynı zamanda Nahcivan’ın özel ticari bölge olarak ilan edilmesi ve iki ülke arasında ticari ilişkilerin geliştirilmesine dair taraflar arasında anlaşmalar imzalandı.1992 yılı başlarında İran Dışişleri Bakanı Bakü ziyaretinde, İran ile Azerbaycan arasındaki ticari – ekonomik ve siyasi ilişkilerinin geliştirilmesi konusunda bir anlaşma imzalanmadı. İran İslam Devrimi yıl döneminde büyük bir heyet ile katılan Muttalibov, İran’a yaklaşma konusunda büyük bir adım attı. (Nesipli N. 2000, s.70) Ancak, Muttalipov’un tüm çabalarına rağmen, Rus ordusunun 366. Taburu Hocalı katliamındaaktif bir rol almasının ardında, tek taraflı olan Rus-İran politikasına son verdi. Anayasaya göre, Muttalibov’un istifasından sonra meclis başkanı Yakup Memedov seçim yapılana kadar kısa süreli olarak vekaleten başkanlığı üstlendi. (Aslanlı ve Hesenov, 2005, s.21)

2- Ebulfez Elçibey Dönemi (1992-1993)

İran ve Azerbaycan arasındaki ilişki, Elçibey’in gelmesiyle yeni bir sorunlu döneme girdi. Elçibey’in Türkçülüğü, Birleşik Azerbaycan görüşü, laik olması ve Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’le iyi ilişkiler kurma çabaları, İran’ın endişelerini büyük ölçüde artırıyor. İran’ın bölgedeki gücü ve milyonlarca Türkün varlığı, Azerbaycan’ın İran ile olan ilişkileri dış politikasının başlıca konusu olmuştur. Azerbaycan Türklerinin iki farklı tarafta bulunma olması, dönemin önemli temalarından birisi olduğu dikkate alınarak, her zaman için tarafların gündeminde yer almıştır. (Aslanlı ve Hesenov, 2005, s.30) Elçibey döneminde Azerbaycan-İran ilişkilerini etkileyen en önemli unsur Güney

Azerbaycan’dır. Bu dönemde İran Türklerinin hakları ve geçimi, kimi zaman üstü örtülü ve kimi zaman aleni olarak ikili ilişkilere yansımıştır. (Cafersoy N., 2001, s. 116)

Her ne kadar “Güney Azerbaycan” konusu iki taraflı ilişkilerde açıkça ifade edilmesede, ancak bu konu kaplı kapılar ardında her zaman rutin bir mesele olmuştur. Örneğin, Elçibey defaten İran tarafından İran’ı ziyaret etmeye davet edildi, ancak kimi şartların İran tarafından tahakkuk edilmesi durumunda

İran’ı ziyaret edeceğini ilan etti. Öne sürdüğü bazı şartları şu şekilde sıralamamız mümkündür. Ziyareti Tebriz’den başlayacak, daha sonra Tahran’a gidecek, Azerbaycan sorunu sebebi ile İran’da tutuklu ve hükümlü tüm Azerbaycanlıların serbest bırakılması ve İran ile olan ilişkilerde gerginliği önlemek için Güney Azerbaycan’da eğitim ve ulusal kültürün gelişmesi amacı ile Azerbaycan Türkçesinde eğitim, gazete ve dergi basımı yapılması. (Cafersoy N., 2001, s. 116-119) Bütün bunlar İran ve Rusya’yı daha fazla endişelendirdi. Böylece, Elçibey ve halk cephesi iktidarıda sonlandırıldı.

24 Haziran’da Elçibey annesinin köyü olan Kelki’ye gitmek için başkentten ayrılınca Azerbaycan parlamentosu Elçibey’in tüm yetkilerini Haydar Aliyev’e devretti. Böylece, Haydar Aliyev, 15 Temmuz 1993 tarihinde Azerbaycan parlamentosu başkanlığına seçildi.

Elçibey döneminde İran-Azerbaycan ilişkilerini etkileyen en önemli faktörden biri olan Azerbaycan-Ermenistan arasında Karabağ bölgesindeki çatışmanın zirve noktasında İran-Ermenistan’ın ikili ilişkilerinin başlamasıdır. İran’da  Türklerin milliyetçi duyguları ve ayrıca Azerbaycan Cumhuriyetine karşı ideolojik zihniyetlerin sonucunda oluşan siyasal iklim İran’ın Kafkasya Cumhuriyetlerine karşı inişli çıkışlı davranışlarına zemin hazırlamış oldu. İran’ın bölgesel diplomasi ve davranışlarında, strateji ve jeopolitik davranış modeli olmadığı görünmekteydi.  3- Haydar Aliyev Dönemi(1992-2003)

Haydar Aliyev’in iktidara gelmesiyle İran ve Azerbaycan arasındaki ilişkileryeni bir sürece girdi. Haydar Aliyev’in iktidara gelir gelmez ülke çıkarlarını İran, Rusya ve Türkiye ile dengeli biçimde tutulmasını uygun gördü. Liderliğin değişmesi ve eski komünistlerin geri dönüşü, İran’a Azerbaycan ile olan tüm ilişkilerini geliştirmek için yeni bir fırsat yarattı. Haydar Aliyev’in deneyimli bir politikacı idi ve önceki liderlerden farklı olarak Rusya ve İran karşıtı sloganlardan uzak durdu. Tahran, Haydar Aliyev’in iktidara gelmeden önce bile onun düşüncelerinin kabul ederek kendisini desteklediğini açıkladı.İranlı yetkililer ardarda Bakü’yü ziyaret ettiler ve bu ziyaretler sonucunda taraflar arasında pek çok yeni anlaşmalar imzalandı. Ancak çok uzun sürmedi veyaklaşık 1993 yılı sonundan itibaren Haydar Aliyev dışpolitikasında Rusya- İran çizgisinden çıkarak Türkiye ve batıya yöneldi. (Nesipli N. 2000, s.72) 28 Ekim 1993 tarihinde, İran Cumhurbaşkanı Rafsanjani Bakü’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Rafsanjani, Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev ile yaptığı görüşmede iki dost ve komşu ülke arasında ilişkilerin geliştirilmesini tekit etti.29 Haziran 1994’te bu kez Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev İran’aresmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyarette, iki ülke arasında 14 maddelik bir bildirge imzalandı. (Mojtahedzadeh P. 2008,

C.12. s.237)

Haydar Aliyev’in 18-20 Mayıs 2002’de İran’a yaptığı resmi ziyarette, Azerbaycan ile İran İslam Cumhuriyeti arasındaki dostluk ve iş birliği ilkeleri imzalandı.

Bu ziyaret, iki ülkenin ilişkilerinde önemli bir kilometre taşıdır. Ziyaretin ilk gününde, Haydar Aliyev’i Saadabad Sarayı’n resmi bir törenle karşılayan İran Cumhurbaşkanı Hatemi, Hazar Denizi ile ilgili meselelerin beş Hazar devleti arasındaişbirliği ile çözülmesi gerektiğini vurguladı.HatemiCumhurbaşkanı Haydar Aliyev ile yaptığı görüşmede iki dost ve komşu ülkeler arasında ilişkilerin geliştirilmesine tekit etti.

Haydar Aliyev de mümkün oldukça bu ziyaretin çok yönlü olduğunu ve muhtelif anlaşmaların imzalandığını beyan etti. İlk gün yapılan toplantıların sonunda, iki taraf olan Azerbaycan ile İran arasındaki siyasi diyalog çerçevesinde on adet anlaşma ve protokol imzalanacak, ikili ilişkiler açısından büyük öneme sahip olan bu siyasi anlaşma ile birbirlerinin iç ilişkilerine karışmamayı ve tarafları çatışma veya başka bir müdahale yoluyla kendi bölgelerine müdahale etmemeyi kabul eder.

Haydar Aliyev döneminde Azerbaycan-İran ilişkilerinde bir diğer önemli nokta, İran Dışişleri Bakanı Kamal Kharrazi’nin Azerbaycan’ı ziyaret etmesidir. Genel olarak, İran Dışişleri Bakanı Kamal Kharrazi 28 Nisan 2003’te ziyaretine Güney Kafkasya ile başlıyor. Üç Güney Kafkas ülkesini de ziyaret eden Kharrazi, Azerbaycan’dan faaliyetine başlıyor. Kharrazi, Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı Khalaf Khalifov ve İran’ın Bakü Büyükelçisi Ahmed Ghazai tarafından karşılanıyor. Azerbaycan Ekonomi Bakanı Farhad Aliyev ile de bir araya gelen Kharrazi, son görüşmesini Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev ile gerçekleştirdi. (Mojtahedzadeh P. 2008, C.12. s.237)

4- İLHAM ALİYEV DÖNEMİ (2003-2014)

Genel olarak, İlham Aliyev’in politikası, babasının tutumlarının, politikalarının ve davranışlarının devamıdır.Özellikle bölgesel yapılarda, bu politikayı sürdürme ihtiyacı oldukça açıkça görünüyor. 11 Eylül sonrası ortamda, Kafkasya’da, eski politika daha büyük bir güçle izlenir.Birçok ülkenin dış politikasında görüldüğü gibi, liderlerin yer değiştirmesi ülkelerdeki gerçekleri değiştiremedi. Kısa vadeli değişiklikler olsa bile, realist politikacıların davranışı, ülkelerin olanakları ve kısıtlamaları çerçevesinde şekillenmektir. Bakü’nün ister Türkiye ister İran ile ilişkilerin düzenlemesinde Haydar Aliyev dönemi politikalarının devamına dair kanıtlar var. Ancak geçmişte İran ve Azerbaycan Cumhuriyeti bölgesel işbirliği için büyük adımlar attı. Seyyid Muhammed Hatemi’nin 2004 yılında Bakü’ye yaptığı gezi ve iki ülkenin cumhurbaşkanları arasındaki 10 işbirliği belgesinin imzalanması, kolaylıkla aşılabilecek bir durum değildi. Aynı yıl İlham Aliyev de kabinesinin beş bakanı olan; ekonomik kalkınma bakanı, dışişleri bakanı, bilgi ve eğitim, sağlık ve enerji endüstrisi bakanlarıyla İran’a geldi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın beş kilit kabine bakanıyla İran’a yaptığı ziyaret, Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümetinin Tahran’la işbirliğini genişletmeyi amaçladığı gerçeğini gösteriyor ve her iki ülke için geçen yıllarda iki komşu ülke ve halklarının ilişkilerinde neler geçtiğini gözden geçirmeyi ve kapsamlı ilişkileri genişletmek için yeni bir plan geliştirme yolunda büyük bir fırsat yarattı. Bazıları İlham Aliyev’in İran’a karşı olumsuz bir tavrı bulunmadığına ve bunun her iki tarafın da ilişkileri geliştirmeleri ve karşılıklı ilişkilerde belirsizlikleri çözmeleri için çok önemli bir tarihi fırsat olduğuna inanıyor. (Mojtahedzadeh P. 2008, C.12. s.237)

İlham Aliyev dönemi Bakü-Tahran ilişkilerindeki dönüm noktası sayılan dönem 2020 yılı ve sonrasıdır. Azerbaycan devleti yaklaşık 30 yıl sonra Ermenistan destekli ayrılıkçı ve bölücü guruplar ile ve topraklarının 20% oluşturan Karabağ işgaline 44 günlük savaş sonrası büyük ölçüde son vermiştir ve bu olay ikili ilşkiler yeni sürece yol açmıştır. 30 yıl Azerbaycan toprakları olan Karbağın işgaline susan İran, bu kez durumdan memnun olmadığını açıkca göstermiştir, oysaki Azerbaycan 44 günlük zafer galibiyetinden sonra İran ile ılımlı ve dostça politika izlemeyi istemiştir. İlham Aliyev işgalde azad edilmiş tarihi Hudaferin köprüsüne giderek şu ifadede bulunmuştu: “Azerbaycan ile İran’ın sınırı dostluk sınırıdır. Bu sınırın korunması Azerbaycan ile İran arasındaki ilişkilerin gelişmesi açısından da çok önemlidir”.

 İran bölgenin olasıl yeni jeopolitik haritasını bahane ede-

rek         2021      yılında   ve           daha      sonra    tekrar   2022

(https://parsi.euronews.com /2022/10/21/iran-military-drillborder-azerbaijan-river-armenian-iranian-foreign-ministererdogan) yılında Azerbaycan ile olan sıfır sınır noktalarında askeri tatbikat yapmıştır. Ocak 2023 yılında ise Azerbaycan’ın Tahran’daki Büyülelçiliğne terör saldırısı yapıldı. Terör saldırısında Azerbaycan Büyükelçiliğin bir koruması saldırgan tarafından şehit edildi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ülkesinin Tahran Büyükelçiliğine yapılan terör saldırısının bir an önce soruşturulması ve teröristlerin cezalandırılmasını isteyerek “Diplomatik misyonlara terör saldırısı kabul edilemez” dedi. (https://www.trthaber.com/haber/dunya/azerbaycan-buyukelciligi-saldirgani-yakalandiktan-sonra-iran-kanallarina-roportaj-verdi-741542.html)

Zengezur koridoru Bakü-Tahran ilişkilerinde yeni bir sorun haline gelmiştir. Hatta ikili ilişkilerin sınırını aşarak İran ve bazı bölge ülkelerinin gündem konularından biri olmuştur. 

A-  Zengezur Nerde ve Zengezur Koridoru projesi nedir?

Ermenistan’ın en güneyinde yer alan zEngezur eyaleti, Ermenistan’da Syunik adını taşıyor. Bu Coğrafyanın doğusunda Azerbaycan, güneyinde İran, batısında ise Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesi yer alıyor. Zengezur Koridoru projesi ise bu bölgeden açılacak kara ve demir yolu ulaşımıyla Azerbaycan’ı doğrudan Nahçıvan’a bağlamayı hedefleyen projenin adıdır.

Azerbaycan ve Ermenistan, projeye farklı yaklaşıyor. 2020 yılındaki 2. Dağlık Karabağ Savaşı, Rusya’nın arabuluculuğunda imzalanan bir ateşkes anlaşmasıyla sona ermişti.

Anlaşmanın 9. maddesinde Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile Azerbaycan arasında ulaşım yollarının açılması öngörüldü. Metinde ayrıca, “Tarafların mutabakatı ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ni Azerbaycan’ın Batı bölgelerine bağlayan yeni ulaşım bağlantılarının inşası gerçekleştirilecektir” cümlesi yer aldı.Azerbaycan bu madde ile iki ülkenin Zengezur Koridoru konusunda anlaşmış olduğunu öne sürüyor.

Ermenistan ise ulaşım yollarının açılmasını desteklediğini ancak bu maddede Zengezur adının kullanılmadığı gibi Bakü’nün talep ettiği şekliyle bir koridor projesinden de bahsedilmediğini belirtiyor.

Azerbaycan son askeri operasyonuyla, 20 Eylül 2023’de

Dağlık Karabağ’da kontrolü sağlamıştı. Dağlık Karabağ’daki

Ermeni ayrılıkçılar, silah bırakmayı ve Bakü yönetimiyle “bölgenin Azerbaycan’la yeniden entegre olması” için görüşmeler yapmayı kabul etmişti. (https://www.bbc.com/turkce/articles/c1r4nr42wl4o)

Dağlık Karabağ’daki Ermeni ayrılıkçıların lideri Samvel Şahramanyan, bağımsızlık mücadelesine resmen son verdi.

Şahramanyan, Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin 1 Ocak 2024’te feshedilmesini öngören kararnameyi imzaladı. Azerbaycan’ın askeri operasyonu sonrası, bölgede yaşayan Ermenilerin çoğu Ermenistan’a geçti.

Sovyetler Birliği kurulurken, Azerbaycan’ın ana karası ile Nahçıvan arasındaki toprak parçası olan Zengezur bölgesi Ermenistan’a bırakılmıştı. Böylece Nahçıvan’ın Azerbaycan’ın diğer bölgeleriyle kara bağlantısı kesilmişti.

Nahçıvan, Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında 16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Antlaşması’yla özerk yapıya sahip oldu ve başka bir devlete terk edilmemesi şartıyla Azerbaycan’a bırakıldı.

Türkiye 13 Ekim 1921’de Sovyetler Birliği, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan ile imzaladığı Antlaşması’yla, Nahçıvan’ın Azerbaycan’a bağlı özerk cumhuriyet olarak kalmasının garantörü olmuştu. (https://www.bbc.com/turkce/articles/c1r4nr42wl4o)

B- İran ve Zengezur Koridoru 

İran’dan gelen açıklamalarda Azerbaycan ve Nahcıvan’ı birbirine bağlayacak Zengezur koridorunun açılmasına asla izin verilmeyeceği belirtmektedir. Koridorun açılması halinde İran ile Ermenistan arasındaki kara bağlantısının kesilmesi ihtimali Tahran yönetimini endişelendiriyor. (https://www.sondakika.com/dunya/haber-ermenistan-in-azerbaycan-in-sartlarini-kabul-16343596/) İran, 2. Karabağ Savaşı’ndan sonra Güney Kafkasya’da değişen dengeleri orta ve uzun vadede jeopolitik ve jeoekonomik çıkarlarının yanı sıra ulusal güvenliğine de tehdit olarak değerlendiriyor. Buna bağlı olarak da şu ana kadar siyasi, diplomatik ve askeri birtakım refleksler geliştirdi. (https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gorus-iran-zengezurkoridoruna-neden-karsi/3001011) Zengezur Koridoru ile ilgili İran basınında çıkan köşe yazıları ve İranlı yetkililerle gerçekleştirilen röportajların hemen hepsinde; bu koridorun hayata geçirilmesinin bölgenin jeopolitiğini değiştireceği, İran açısından çeşitli jeopolitik riskler doğuracağı savunulmaktadır. “NATO Koridoru”, “Turan Koridoru”, “Türk NATO’su” gibi ifadelerle anılan Zengezur Koridoru; İran, Rusya ve Çin’i çevrelemek için Batı (NATO) tarafından ortaya atılan bir proje olarak okunmaktadır. Bu koridorun hayata geçmesiyle birlikte NATO’nun, Türkiye ve Azerbaycan üzerinden Hazar Denizi’ne ulaşarak İran ve Rusya’yı çevreleyeceği belirtilmektedir. (https://iramcenter.org/iran-neden-zengezur-koridoruna-karsi-828)

İran, Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesiyle sadece mezkur avantajı kaybetmeyecek aynı zamanda bölgesel düzeyde jeopolitik önemi de azalacaktır. Kuzey ve kuzeybatısında bulunan Türk cumhuriyetleriyle Türkiye arasında oluşacak doğrudan karasal bağlantı; Türkiye’nin Asya ve Orta Asya ile bağlantısını da sağlayacağından İran’ın Türk dünyası nezdindeki jeopolitik önemini de oldukça zayıflatacaktır.

Ayrıca küresel düzeyde Çin’den Batı’ya uzanacak DoğuBatı koridorunun da Zengezur Koridoru üzerinden hayata geçirilmesi durumunda İran sadece bölgesel değil küresel düzeyde de sahip olduğu jeostratejik avantajları büyük ölçüde yitirme olasılığıyla karşı karşıyadır. 

Ayrıca, Türkmenistan ve Kazakistan enerji kaynaklarının Hazar Denizi altından Azerbaycan’a ve oradan Türkiye ve Avrupa pazarlarına ulaştırılmasını amaçlayan projeler gündeme geliyor. Bu projeler, İran’ı Türkmenistan gazının Azerbaycan ve Türkiye’ye ulaştırma rotasının da dışında bıraktı. (https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gorus-iran-zengezur-koridoruna-neden-karsi/3001011)

İran’ın Zengezur koridoruna karşı olma bir diğer sebep ve belki en önemli sebebi İran’daki Türk nüfusudur. Güney Azerbaycan ve İran’ın diğer bölgelerindeki Türk nüfusu İran karar vericileri tarafından her daim bir tehdit unsuru olarak algılanmıştır. İran Türk nüfusu açısından birçok Türk devletinin sahip olduğu Türk nüfustan daha çok nüfusa sahipdir. 2014 yılında Türkiye’yi ziyaret eden İran’ın eski Dışişleri Bakanı Ali Akbar Salihi, Türk basınına “İran nüfusunun %40’ı Türk’tür ve bu rakam iki ülkenin ilişkilerini pekiştirmekte iyi bir potansiyele sahip etkendir.” şeklinde ifade etmiştir. (https://www.star.com.tr/guncel/iranda-kac-azeri-var-isteirandaki-azeri-nufusu-haber-1576500/) 

Eylül 2023’te Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı bir açıklamada gözleri bir kez daha Zengezur Koridoru’na çevirdi. Erdoğan’ın aöıklamasında bu ifadeye yer verildi: “Zengezur çok önemli. Bir an önce bu koridorun açılması için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Ermenistan bu işin önünü açmazsa, İran’dan geçecek. Temennimiz buraları barış koridoru haline getirerek açmaktır.” (https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/zengezurkoridoru-ermenistan-ya-da-iran-uzerinden-acilacak/6516b016ee1776e2e64e4af4)

Her ne kadar Bakü ve Ankara yönetimi Zengezur koridorundan İran’ın yer almasını istelersede İran günümüze dek bu koridora karşı çıkmmıştır. Sonuç olarak İran’lı yetkililere göre Zengezur Koridoru projesi, 2. Karabağ Savaşından sonra İran’ı dışlayan Güney Kafkasya denklem ve jeopolitiğinin son halkası olarak görülmektedir.

how can we help you?

Contact us at the Consulting WP office nearest to you or submit a business inquiry online.

Consulting theme is an invaluable partner. Our teams have collaborated to support the growing field of practitioners using collective impact.

Donald Simpson
Chairman, Bluewater Corp